Showing posts with label bakım_bilgisi. Show all posts
Showing posts with label bakım_bilgisi. Show all posts

Sunday, March 14, 2010

Bitkili Akvaryum Nasıl Taşınır, Bölüm 1: Planlama

Kısa bir süre sonra akvaryumumu taşımam gerekeceğinden bununla ilgili okuyorum. Bu hazırlıklar sırasında okuduğum güzel bir belgeyi çevireyim de işe yarasın diye düşündüm. Belge iki bölüm: planlama ve taşıma.


Bir akvaryumu taşımak bile göz korkutucu bir iş iken bitkili bir akvaryumu taşımak muazzam zordur. Çok çaba istese de herşeyi karıştırmadan ve balıklarınızdan vazgeçmeden bu işi yapmak mümkündür. Nereden mi biliyorum? Daha önceden yaptım ve tekrar yapmak üzereyim. Evet, biraz çılgınım.

Son taşımayı Haziran 2006'da yapmıştım. O zaman biri 20, diğeri 10 ve en büyüğü 29 galon hacminde üç akvaryumum vardı. Sadece bir kaç km uzağa taşındığımdan o kadar da kötü bir durum olmadı. Tankların en büyüğü olanının (29 galon hacimli) bile arabamın arka koltuğuna sığması işimi kolaylaştırdı. Yolculuk çok iyi geçti ve tek bir balığımı bile kaybetmedim.

1 Temmuzda tekrar taşınacağımdan bitkili akvaryumumu nasıl taşıyacağımı planlamam gerekiyor. Aradan geçen zamanla 10 galonluk tankın yanında diğerlerini yukarıda gördüğünüz 46 galonluk olana terfi ettirdim. İki tankta da bolca balık ve bitki olduğundan taşınma sürecinin en önemli aşamasını planlama olduğunu düşünüyorum. Bu sürecin her ayrıntısını planlamanız size zamandan tasarruf ettireceği gibi bazı hayatları da kurtarmanıza da yardımcı olacaktır.

Balıkları nasıl kayıpsız taşıyacağım? Bu tekniği 2006'da denemiştim ve çalışmıştı bu yüzden yine aynı yöntemi kullanacağım. Oldukça ucuza aldığım iki büyük plastik kovayı kullanmıştım. Bu kovaları tanktan aldığım suyla ve bitki parçalarıyla doldurdum. Bu bitki parçaları kısa taşınma yolculuğu sırasında hem yiyecek olarak hem de filtrasyon için yardımcı olacaktır. Ardından balıkları yakalayıp kovalara koydum. Kulağa kolay bir işmiş gibi geliyor olabilir ama belki de en zor tarafı budur taşınmanın.

Tankları nasıl taşıyacağım?
46 galonluk bu ağır tankı dolu iken taşımanın bir yöntemi yoktur. Hatta 10 galonluk olanı bile dolu olarak taşıyamazsınız. Bu yüzden her iki tanktan da kovadaki balıkları rahat ettirebilecek kadar (ama taşınabilecek kadar hafifleyene dek elbette) su boşalttım. Su boşaltma aparatı tam da burada işe yarar. Substrat seviyesinin yaklaşık 1 cm kadar üzerinde kalacak kadar su boşaltmanın iki faydası olacaktır. Bunlardan ilki substratı ıslak tutması ve yararlı bakterilerin yaşamasına olanak vermesi diğeri ise akvaryumun taşınma sırasında hafif olmasıdır. Bitkilerin kurumasına engel olmak için onları ıslatıp doldurduğum çöp torbasını üstten bantla kapatmayı planlıyorum. 46 galonluk tank arabamın arka koltuğuna sığmadığı için diğer eşyalarımla birlikte kamyonla taşınacak.

Filitreler ve CO2 sistemleri nasıl taşınacak? Her akvaryum için birer tane olmak üzere iki adet Eheim dış filtrem var. Taşımak için vanalarını kapattıktan sonra fişlerini çektim. İçlerinde kalan su yolculuk çok uzun sürmediği sürece filtrenin içindeki yararlı bakterilerin tamamen ölmemesini sağlayacaktır.

Basınçlı CO2 sistemi için yapacağım şey ise sistemi kapatıp regülatörü çıkartmak olacaktır. En önemli şey CO2 tankının güvenli olarak taşınmasıdır. CO2 tanklarının düştüğü ya da aracın içinde açıldığı çokça korku hikayesi duyduğumdan CO2 tankının güvenli bir şekilde taşınması çok önemlidir.

Unutulmaması gereken diğer ayrıntılar:
  • Yaz mevsiminde olduğumuzdan herşeyin serin tutulmasına ve güneş ışığını doğrudan almamasına dikkat edilmelidir. Bu yolculuğu kış mevsiminde sıcaklık değişimleri bitkiler ve balıklar için çok daha fazla tehlikeli olacağından kışın yapmak istemezdim.
  • Tankı yavaşça ve düz bir şekilde taşıyın. Eğmek veya çapraz baskılar uygulamak kolayca kırılmalara neden olabilir.
  • Taşırken tanka ne kadar çok destek koysanız o kadar iyidir. Aracı dikkatli kullanmanız ve tankı hareket edemeyeceği şekilde desteklemeniz de gereklidir.
  • Akvaryumu taşınacağınız yerde nereye koymak istediğinizi planlayın. Yer değiştirme işini tekrar yapmak istemezsiniz! Zemini (bu kadar büyük bir tankı taşıyabilir mi?) ve su kaynağına mesafeyi de kontrol etmekte fayda var. 100 metrelik bir su hortumu kullanabilirsiniz ama daha kısasıyla uğraşmak daha kolaydır. Belki pilli bir tahliye sistemi de düşünebilirsiniz.
  • Merdiven veya keskin köşelerle uğraşmak zorunda olmamam benim şansım ama eğer siz bunlarla uğraşmak zorundaysanız tankınızın ters çevrilmeden buralardan geçip geçemeyeceğini önceden kontrol edin (aksini düşünmek bile kabus gibi).
İhtiyaç Listesi:
  • Büyük, plastik kovalar,
  • Tahliye hortumu,
  • Kaçınılmaz ıslaklıkları silmek için havlu, taşımada kullanmak için destek malzemesi,
  • Balıkları yakalamak için kepçe,
  • Tankın boyutlarına bağlı olarak plastik çöp torbası ya da ambalaj kağıdı
Herşey planlandığı gibi gidecek mi? Her zaman değil ama öncesinde hazırlık yapmak beklenmeyen riskleri en aza indirmeye yardımcı olacaktır.

Bu serinin sıradaki bölümünde taşınma gününden adım adım bahsedeceğim.

Tuesday, August 5, 2008

Su Altı Peyzajı Hakkında: Odak Ve Altın Oran

Su altı peyzajı son derece kişisel bir şeydir. Onun içindeki estetik de özneldir. Bununla birlikte bin yıllık süreçte insanoğlu estetiğe (elbette batılı güzellik anlayışına dayanan) dair bir bilgi birikimi de oluşturmuştur. Bu felsefenin iki noktasının aydınlatılmasının faydalı olacağını düşünüyorum.

Odak Noktası

Odak fikrine sanatın tüm alanlarında sıkça rastlanır. Odak, tasarımcının öne çıkmasını umduğu şeyi ana nokta olarak sunar. Harika bir düzenlemenin sadece bir odak noktası olur. Geri kalan herşey ikincil plandadır. Çok fazla odak noktası doğru bir gözlem yapmayı zorlaştıracak ve sanat eserindeki mesajın algılanmasını imkansız hale getirecektir. Su altı peyzajında odak noktası kaya, kök ve renk bile olabilir. Düzenlemenin biçimi, bitkilerin şekli, büyüklüğü ve oranı gibi etkenler odak noktasının oluşturulmasında etkilidir.

Bu yüzden su altı peyzajından önce tasarımımın sahip olmasını istediğim temayı şekillendirmeye çalışırım. Tema gerekli malzemeler bir araya getirilmeden önce belirlenmelidir. Eğer malzemelerinizi alırken plan yaparsanız sonuçta ortaya çıkacak ürün istediğiniz şeye daha az benzeyecektir. Tecrübeli bir akvaryum düzenleyicisi tasarımının kurulumdan önce ve sonraki yerleşim planlarını hesaplayabilir. Hatta tasarıma başlamadan detaylı çizimler yapabilenler bile mevcuttur. Bu yüzden bazı tasarımcıların temkinli görünmediklerine bakmayın, onlar bir çok defa başlamadan önce gerekli her şeyi hesaba katmışlardır. Sabır ve tecrübe onları su altı peyzajında istediklerini yapabilecek konuma getirmiştir. Bir çok kişi sıklıkla aklındaki tüm fikirleri bir tankta gerçekleştirmek ister ve sonuçta anlaşılmaz bir tasarım ortaya çıkar.






Altın Oran

Altın oran matematiğin çok eski konularından biridir. Günümüzün teknolojileri ve matematik teorileriyle bile kolayca açıklanamayan büyüleyici bir niteliğe sahiptir. Altın Oran'ın amacı estetik açısından en uygun orantılılığı bulmaya çalışmaktır.

Bir akvaryum düzenlemesinde kompozisyon en belirleyici etkendir. Kompozisyon sanatsal anlayışı ifade eden bir terimdir. Tasarımın güzelliğinin yanında içerdiği temayı da sunarken, kayalar, kökler ve/veya bitkiler ve onların birbirleriyle göreceli konumlarından oluşan bir hacim kullanılır. Bütün bunlar tankın tam bir bütünlük içinde olmasını sağlarlar.

Altın Oran yaratıcı sanatlarda kullanılan bir tekniktir. Temeli basit bir matematiğe dayanmaktadır. Bir AB doğru parçasını bu noktaların arasındaki bir C noktasından ikiye bölelim. Böylece AC ve CB doğru parçalarını elde etmiş oluruz. Eğer AC'nin AB'ye oranı CB'nin AC'ye oranına eşitse bu orana Altın Oran denilmektedir. Bu oran hesaplandığında 1.618'e 1 ya da 1'e 0.618 elde edilir.

Bu sayılar bazılarının kafasını karıştırabilir. Yani akvaryum düzenlemesi yapmak için hesap makinası mı kullanmamız gerekir? Gerçekte bu oran yaklaşık olarak kullanılır. Örneğin 2'ye 3, 3'e 5, 5'e 8, 8'e 13 veya 13'e 21 gibi…

Uzun süre önce benzer bir kavram "Dokuz Kare Kuralı" adıyla
Çin'de geliştirilmiştir. Altın Oran'a şaşırtıcı bir benzerliği vardır. Dört çizgi kullanılarak görüntü dokuza bölünür ve Altın Oran'a benzer bir yaklaşımda bulunulabilir.

Bu dört çizginin kesim noktaları görsel algıların en keskin olduğu yerlerdir.
Fotoğrafçılık açısından bu noktalar "İlginç Noktalar" olarak adlandırılırlar.

Su altı peyzajında odak noktasını bu dört ilginç noktadan birine yerleştirmeyi deneyebiliriz. Bu kavram hakkında hiç düşünmemiş olanlar bile güzel tasarımlar yaratabilirler. Bu onların güçlü görsel algılara sahip olmalarından kaynaklanıyor olabilir. Bir tasarımcı bir yer seçip oraya bir şey koyabilir. O bunun 'doğru' olduğunu hissettiğinde orada Altın Oran'ın varolduğu gözlenebilir. Bana inanmıyorsanız bunu kendiniz deneyebilirsiniz. Nesneleri başka nereye koyarsanız koyun size doğru görünmeyecek ve orada Altın Oran olmayacaktır. İnanması zor da olsa kendi "Dokuz Kare Kuralı"nızı çizerek yeniden deneyebilirsiniz.






Dokuz Kare Kuralını uygulayarak Odağın nereye yerleştirildiğini görebilirsiniz.



Dokuz Kare Kuralı tıka basa dolu tasarımların ortasında bile şaşırtıcı etkisini açıkça gösterecektir.

Su Altı Peyzajı Hakkında: Biçim Ve Şekil

Burada su altı peyzajının bazı temel tasarım şekillerini analiz edeceğiz. Böylece kendi akvaryum tasarımınızın hangisine dahil olduğunu görebilecek ve yeni şekiller ve kombinasyonlar ortaya çıkarabileceksiniz.



Gerçekte her tarz benzersiz ve harikulade hale getirilebilir. Bunun için gerekli olan biçim ve renklerden uygun şekilde faydalanmaktır. Her tasarım bir başyapıt haline gelebilir. Elbette moda dünyasında olduğu gibi su altı peyzajında da tarzlar yıldan yıla değişim gösterirler. Örneğin bu yıl ADA'da beyaz kum kullanan iç bükey şekilli bir çok tasarım var. 2002 ve 2003 yıllarında ise daha fazla üçgen tasarım mevcuttu. Çok uzak olmayan geçmişte de Dutch Wall çok revaçtaydı.

Bu yüzden tasarım konusunda söylenecek şeylerin en iyisi insanların ne kadar fazla çeşitlilik olduğundan haberdar edilmesi olacaktır. Bu yolla belki insanları kendi tasarımlarını geliştirmeleri yolunda motive etmek de mümkün olabilir.
Tasarımında bir hedefi olan biri hata yapmaya daha az meyilli olacaktır.




Farklı şekiller
farklı tarzlar yaratır.



Çevreleyici bir duvar veya sınır bahçe tarzı bir tasarım için gereklidir. Başka tarzlarla birleştirilerek harika su altı peyzajları oluşturulabilir.

Kaynak

Su Altı Peyzaj Sanatı - Art of Aquascape

Eğer çiçek düzenlemesi yapmak bir sanat türü ise, akvaryum tasarımı da bir sanat türü olarak kabul edilmelidir.

Tasarım ve Sanat

Eğer bir şeye sanat denecekse o son derece kişisel ve öznel bir şey olmalıdır. En önemlisi, bu belgenin yazarının umduğu gibi, izleyicilerin algılayabileceği bir şeyi ifade etmesidir. Farklı zamanlar, farklı etnik kökenler, farklı kültürler, farklı kişilikler tekniklerin ve ifadelerin değişen seviyelerini ifade ederler. Neyin güzel ya da hoş olup olmadığıyla ilgili bir kural setimiz olması gerekmez. Bir obje ve onun güzelliği her bir birey tarafından gerçekten takdir edilir. Eğer insanların çoğu bir objenin güzelliği üzerinde anlaşıyorsa artık o güzeldir. Ama bunun tersi doğru değildir. Çünkü zaman değiştikçe insanlar ve beğendikleri şeyler de değişir. Van Gogh bunun için iyi bir örnektir. Kendisi ölmeden önce çalışmaları değerlenmemiştir.

Estetik ve Tasarım

Su altı bitki düzenlemesi karadaki bitki düzenlemesinden daha zordur. Estetik algılama ya da tasarım konusunda becerikli biri doğal olarak daha kısa sürede düzenlemeler yapacaktır. Boyut oranı, altın oran, alan derinliği, renklendirme, uzaklık gibi kavramlar bu tip kişiler için oldukça kolay gelecektir. Yine de bu meziyetlere sahip olmak güzel bir tank hazırlamanın garantisi değildir. Başlangıçta düzenlemeleri güzel görünse bile zaman geçtikçe tankları devam ettirme konusunda iyi olmayabilirler. Bitkiler kontrolsüz bir şekilde gelişebilir. Beklendiği gibi gelişmeyen şeylerin zorlanması düzenlemeyi gereğinden fazla gösterebilir. Bu yüzden güzellik ve sağlık ele ele giderler.

Bu meziyetleri olmayan birisi ise bunları öğrenerek ya da başkaların yaptığını taklit ederek aradaki farkı kapatabilir. Kitaplar, internet ve ilgi başkalarının düzenlemelerindeki bilgi ve tecrübeyi edinmeyi sağlayabilir. Bu bir şiiri ezberlemek gibidir; şiir yazamayanlar bile onu kopyalayabilirler. Ama bitkili tankın bir yaşamı vardır. Bu hayat dolu bir sanattır. Yaşayan bir şeyin kendi karakteri vardır ve zamanla değişebilir hatta azabilir de. Tasarımın bu yanı sürdürülmesi ve ifade edilmesinin üzerinden gelinmesi gereken bir tarafıdır.

Düzenleme Hazırlıkları

Bir yerleşimi tasarlamadan önce kendi özgün planımızı oluşturmamız gerekir. Her bitkiyi ve ihtiyaçlarını anlayacak kadar yeterli araştırma yapılmalıdır. İlk koşul tasarımda kullanılacak bitkiler hakkında gerekenleri öğrenmektir. Çok farklı gereksinimleri olan bitkileri bir arada kullanmamak gereklidir.

Düzenlemeye uygun temanın bulunması için kaya ve kök bulunan bütün yerlerin dolaşılması zorunlu olabilir. Yine de eğer yanka konulduklarında uygun görünmezlerse kullanılmamaları gerekir. Harika bir tasarımın mutlaka bir odağı olmalıdır; bir kök, kaya veya kırmızı bir bitki. Bu sayde daha güzel görünecektir. Yani düzenlemenin bir ruhu olması gerektiği gibi bir odağı da olmalıdır.

Düzenleme sürecinde tasarımcının aklında bir çok resim olmalıdır. Bunlar geçmiş tecrübelerle ilgili resimler de olabilir. Buradan sonra ilerler ve kendi ideal tasarımını uygular. Zamanla ve tecrübeyle objelerin nereye yerleştirileceği konusunda keskin bir his geliştirirsiniz. Başka denemelerinizde sevdiğiniz kaya veya köklere dayanan tasarımlar bile geliştirebilirsiniz.

Tarzınızı Nasıl Geliştirirsiniz

Bir tarz geliştirmenin en hızlı yolu ünlü sanatçılardan öğrenmektir. Bu yeni başlayanlar için en iyi metottur. Belki taklit birileri için güzel görünmeyebilir ama ünlü Zhang Da Qian'ın bile başkalarının çalışmalarını taklit ederek başladığı unutulmamalıdır. Dünyada bir birinin eşi iki tank yoktur. Henüz kendi tarzını geliştirememiş olanlar için uygun olanı başkalarının düzenlemelerini öğrenmeleri ve böylece nelerden hoşlandıklarını keşfetmeleri ve kendi tarzlarını geliştirmeleridir. Tarz geliştirilmesi ve hasadı uzun süren bir şeydir.

Akvaryum Düzenlemesinin Gereklilikleri

Akvaryum düzenlemesinin anlamı kısıtlı bir alanın ortasında sınırsız hayalin dolaşımıdır. Camdan bir kap içinde başlangıcını doğadan ve yaratıcısının anlatımından alan bir tasarımdır. Farklı tank boyutları farklı derecelerde meydan okumalardır. Sabır ve dayanıklılığı kullanarak bir çok problemin üstesinden geliriz. Bitkili akvaryumların insanları çekmesinin nedeni budur.

Sıklıkla sadece ilerideki bir biriyle ilişkili problemleri ve sorunları bulmak için tanklar kurduğumuz olur. Alg patlaması, uyum sağlayamayan bitkiler, beklenildiği gibi gelişmeyenler, solup gidenler, rengini kaybedenler, aşırı gelişenler insanı asıl amacından uzaklaştırmaya çalışırlar. Bunlar bitkilerin yetersiz anlaşılmasından dolayı ortaya çıkan şeylerdir. Bu problemlerin üstesinden gelmek bitkili akvaryumlarda bir mutluluk kaynağıdır. Bu yüzden başarılı bir düzenleme sadece kurulumun başlangıcındaki güzel görüntü demek değil aynı zamanda zamanın testine de dayanabilmek demektir.

Bitkilerin bakım istediğini, sadece dikilmediğini bilirsiniz. Zamana direnebilecek bir düzenleme bir çok sorunun üstesinden gelmelidir. Farklı bitkiler farklı sonuçlar doğuracaktır. Çok uzun süre aynı görüntüyü koruyan düzenlemeler zamanla sıkıcı olabilirler. Bitkiler değişken sıcaklık, ışık, tank boyutları, gübreleme ve bakım altında farklı gelişimler göstereceklerdir. Bu da bitkili tankların insanları hayran bırakma nedenlerinden bir diğeridir.

Bitkili akvaryumlarda bitkiler başrollerde balıklar ise yardımcı rollerdedirler. Wayne Sham "Balıklar ölebilir ama bitkiler solmamalıdır" demiştir. Ben "Bakteriler mutlaka yaşamalıdır" eklemesini yapmak istiyorum. Bu muhtemelen bir çok bitkili tank sahibinin ortak sesidir.

Bitkili bir tankın sürdürülmesi başka bir formdaki yaratıcı bir sanattan çok daha uzun sürecektir. Belki sizin bitkili tanklarla gerçekten göreceli olarak kısa bir tecrübeniz olabilir. Bir çok sefer düzenleme ve bitkiler sabit kalmasına rağmen sonuç görüntüsü başlangıçtan oldukça başka olur. Başlangıç ve sonuç görüntüleri arasındaki farkı en aza indirmek için gerekli kontrolü kazandığınızda artık gerçek bir sanatçı olma yolundaki mesafeniz kısalmış demektir.

Yeni Başlayanlar İçin Bir Kaç Tavsiye

Neden yeni başlayanların çoğu bitkili tanklarını bir süre boyunca muhafaza edemezler? Bunun temel nedeni kullandıkları bitkileri yeterince anlamamış olmalarıdır. Onları isteksiz bir şekilde satın alırlar. Diktikten sonra bu bitkilerin kendi tanklarında yeterince iyi olmayacaklarını keşfederler. Bu yüzden bir çok kez yeniden yapar ve sonunda vazgeçerler. Yeni başlayanlar için ne istediklerini öğrenmeleri zorlu bir süreçtir. Bu birine boş bir sayfa verip bir tema veya gereksinim olmaksızın resim çizmesini istemeye benzer. Tersine bir şekilde eğer referans olarak bir kitap verilirse hayal gücü delice işleyecektir. İşte tam da bu yüzden yeni başlayanların diğerlerinin çalışmalarına bakmaları gerekir. Hatta imkanları varsa bir canlı bir gösterime gitmeleri faydalı olacaktır.

Günümüzde bitkili tankların görüntülerini sunan bir çok internet sitesi bulunmaktadır. Bu siteler bitkili tank kurmak isteyenlere yardımcı olmakta ve bir çok hatanın mücadelesinden kurtarmaktadırlar. Her site farklı kalitede olabilmektedir. İyi görünen çalışmalar daha sonra referans olabilmesi için yer imlerine eklenmelidir.

Şimdilerde Hong Kong'ta çok fazla bitkili tank sahibi yok. Bir çok kişi daha az problemle uğraşmaları gerektiğinden balık tanklarını tercih etmektedir. Başarı oranı da yüksektir. Bitkiler tesadüfen kullanılmaktadır. Hatta bazıları düzenlemelerini haftalar içinde değiştirmektedir. Bunlar bitkileri budamadıkları gibi suyu da değiştirmezler. Bir çoğu bunları yapmak için işlerinden vakit kalmadığından yakınmaktadır. Hala bir çoğunda yoğun alg problemleri mevcuttur. Ortaya çıkacak sonuç sizin ne kadar emek harcamaya istekli olduğunuzla ilişkilidir.

Başarılı bir düzenleme başlangıçtaki güzel görünümden ibaret değildir. Bitkilerin ihtiyaçlarının anlaşılması, budanarak üretilmesi ve bakımı harika görünen bir tankın anahtarlarıdır. İyi bitkilendirilmiş bir tankın potansiyel sorunlarının üstesinden gelebilmek için elbette çokça zaman ve sabır gerekir. Bu nedenle yukarıda bahsedilen kişiler bu tip bir zihniyete sahip olmadıklarından vazgeçmekte hatta hiç denememektedirler.

Diğerlerinin eleştirilerini dinleyin. Başkalarının düzenlemenize dair fikirleri sadece fikirdir daha fazlası değil. Yapılması gereken şey diğerlerinin fikirlerini dinlerken objektif olmaktır. Olumsuz eleştiriler karşısında sinirlenmeyi gerektiren bir şey yoktur. Genellikle başkalarının söylediklerini dinleyerek paha biçilemez bilgiler edinilebilir. Aynı zamanda başkalarının tavsiyeleri sayesinde yeni düzenlemeler yaparken aynı hatalara düşmekten de kurtulunur.

“Hareket Gerçeğin bir ölçüsüdür”; bir şey yapmadan konuşmak size bir şey kazandırmaz. Sadece daha fazla deneme yapan ve yanılanlar başarının güzelliğini tadabilirler.

Neden su altı peyzajını seviyoruz? Çünkü bizler doğanın parçalarıyız. Beton bir ormanın içinde yaşasakta, kalbimizin derinliklerinde yaşamın doğal haline özlem duyarız. Akvaryum tasarımının içinde yeralmak insanla doğanın ilişkilerini derinleştirecek ve dünyamızdan zevk almamıza ve değerini bilmemize neden olacaktır.

Kaynak

Yassı Solucan'dan (dugesia) Kurtulmak

Yassı Solucan (Dugesia) balık tanklarında sıkça görülen bir hayvandır. Genellikle akvaryumlara yeni satın alınan bitkilerle birlikte dahil olurlar. Köklerini kurutmak oldukça zordur, parçalandıktan sonra bile yaşamlarına devam ederler. Bölünmüş parçalar kendi başlarına gelişmeye devam ederler. Mağazalarda yassı solucan öldürmek için bir çok ürün bulunsa da substratta saklanacak kadar dayanıklı olanları olacaktır.



Yakınlarda 90cm'lik bir tank kurdum ve bir demet Java moss buldum. Moss'ları filelere yerleştirdim. Günlük su değişimlerinden sonra bile zeminde yatan bir çok yassı solucan buluyordum. Bu sayede bazı deneyler yapabilmek için az bulunan bir şansım oldu.

Deney 1 TDC'nin farklı dezenfektan konsantrasyonları içeren farklı dozajlarda kullanımdan sonra bile solucanların 10 dakika sonra yaşayabildiğini gördüm.

Deney 2 TDC'nin yüksek dozajda kullanımından beş dakika sonra yassı solucanlar öldüler.

Deney 3 Sofra tuzunun %0.3 konsantrasyonu ile kullanımı yassı solucanların hareketlerini etkilemedi.

Deney 4 Sofra tuzunun %0.4 konsantrasyonu ile kullanımı yassı solucanları beş dakika içinde öldürdü.

Deney 5 Yüksek tuz konsantrasyonu bitkilere zararlı olacağı için youğunluğu %0.2'ye çekmeye karar verdim. Yassı solucanlar beş dakika içinde uyuşuk bir hal aldılar. On dakika sonra hepsi ölmüştü. Aradan geçen beş dakikalık sürede bazılarını temiz suya aldığımda hareketliliklerini yeniden kazanabildiklerini gördüm.

Deney 6 Tuzluluk oranını %0.12e indirmek yassı solucanları öldürmedi. Yarım saat kadar canlı kaldılar. Bir saatin sonunda hareketleri yavaşladı ama ölmediler.

Deney 7 Normalde saksı bitkileri için kullanılan bakır levhanın bir hafta boyunca kullanılması solucanları öldürmedi.

Bu deneyleri yaparken Java moss'un gelişimini de gözlemledim. Sadece deney 4 sırasında gelişimi durdu, diğer bütün aşamalarda normal gelişimine devam etti. Buna rağmen farklı bitkilerin ilaçlamaya ve tuza farklı farklı tepkiler vereceğini hesaba katarak gerçek uygulamaya geçmeden önce az miktarda bitkide test etmek en iyisidir.

Tedavi için çok miktarda ticari ürün kullanmak genellikle pahalıya gelir. Özellikle deney 5'deki kullanımıyla sofra tuzu daha ucuz bir alternatiftir. Bitkileri on dakikalığına tuzlu suya daldırıp ardından durulayın. Bu iş için moss kullanıldı ve gözlemlendi. Bir hafta boyunca günlük su değişimleri yapıldı. İlk iki günün ardından bir çok bakteri ve mikroskopik hayvana ilave olarak zayıf mosslar da öldü ve bu yüzden su uygunsuz bir hale geldi. İlk gün su kötü koktu ama su değişiminden sonra moss kütleler halinde ölmedi. İkinci gün su yüzeyinde büyük bir tabaka oluştu ama kötü koku azaldı. Buradan tuzlu suya batırmanın yassı solucanları öldürdüğü ama geri kalan ekosistemin de öldüğü anlaşıldı. Dördüncü ve beşinci günler boyunca su üzerinde az miktarda film kaldı ve kötü koku az da olsa sürdü. Yedinci günde herşey normale döndü. Aradan iki hafta geçti ve gözlemleme sürdürülüyor. Su değişimine hala günlük olarak devam ediyorum. Moss akvaryumun arka bölümüne yerleştirildi ve sürekli olarak inceleniyor.


Kaynak

Yosun Sorunu

Yosunu Anlamak

Su altı peyzajının en fazla karşılaşılan problemli hiç şüphesiz ki alg patlamasıdır. Bir çok kişi bu sorunun üstesinden gelemediği için hobiyi bırakmıştır. İşin kötü tarafı çeşidi ne olursa olsun çoğu alg probleminin aynı nedene dayanmasıdır. Bu neden amonyak ve organik nitrit fazlalığıdır. Su değişimi uzun süre yapılmazsa sudaki fosfor artar. Yenmeyen yemler de alglerin çoğalmasına yardımcı olacaktır. Çoğu durumda algler yeşil, mavi, kahve rengi veya hatta siyah renkte görünürler. Rengin koyulaşması tankın daha kirli olduğunun göstergesidir.

Patlama, Sebep ve Önlem

1.Sakal Yosunu
Siyah, gri, yeşil ve farklı renklerde olanları vardır. Çoğunlukla taşlarda, köklerde ve yaşlanmış yaprak uçlarında yetişirler. Tanktaki görüntüleri hiç güzel değildir. Temel nedenleri fosfor fazlalığı, düzensiz su değişimi, fazla aydınlatma, yüksek sıcaklık ve CO2 azlığıdır. Bitkilerin besinleri sindirmek için kısa zamanları olduğundan onları suda bırakırlar. Zaman geçtikçe, su değişimi de yapılmazsa, bu eklemeler daha büyük bir problem halini alır! Bu yosunlardan kurtulmanın en iyi yolu bunu elle yapmaktır. üzerinde yosun olan bir yaprağı elinizle temizleyebilirsiniz. Suyun yarısını değiştirip filtreyi temizlemek de iyi olacaktır. Bu işlem filtredeki sporların temizlenmesine yarayacaktır. Su değişiminde eklenen suya fotosentetik bakteriler de eklenmelidir. Aydınlatma süresi azaltılmalı ve hergün suyun 1/3'ü değiştirilmelidir. Son olarak, alg yiyen karidesler ve balıklar eklenirse kalan yosunları bitireceklerdir.

2.Saç Yosunu
Bitkilere tutunmuş saçlara benzerler. Gelişimleri için bitkilere benzer ihtiyaçları vardır. Bir kere moss ya da fern'e tutunduklarında oradan onları ayırmak çok zordur. Çok fazla ışık ve gübre verilmesi ve/veya bitkilerin normal şekilde gelişmemeleri gibi nedenlerle oluşurlar. Bu ysunları çıkartmak için diş fırçası kullanılabilir. Sudaki nitrat ve fosforu azaltmak için su değişimi yapılabilir. Saç yosununun yaşayabilmesi için sudaki fosfor miktarı en az 0.5mg/L olmalıdır. Günlük su değişimi tankın hacminin yarısını aşmamalıdır.

3.Mavi-yeşil Yosun
Koyu yeşil renkli ve berbat kokuludur. Hızlı yenilenme zamanıyla bitkilerin, zeminin ve camın tamamını kaplayabilir. Temel nedeni kurulum aşamasında nitrifikasyon bakterilerinin tutunmasına izin vermeyen yetersiz filtrasyondur. Organik atıklarla kirlenmiş substratlar, alt tabakalarda gübre kullanımı ve/veya yenmemiş yemler sonucu düşük nitrat gibi dengesiz su koşulları bu yosunların çoğalmalarının nedenleridir. Yosun yiyen karidesler ve balıklar tekbaşlarına bu sorunun üstesinden gelemezler. Formülündeki bakteriler yüzünden TDC (Taiyo Disease Control) isimli dezenfektan bu yosunlardan kurtulmak için kullanılabilir. Yosunların yetiştiği bölgelere şırınga edilmelidir. Bir kere yosun bozulmaya başladı mı artık SAE tarafından yenilebilir. Günlük su değişimleri tankın hacminin yarısını geçmemelidir. Bitkilerin daha sık dikimi de yardımcı olacaktır.

4. Leke Yosunu
Genellikle sert yapraklı bitkiler veya cam üzerinde bulunur. Yayılımı yavaştır. Fazla aydınlatma ve yenmeyen besinlerden kaynaklanır. Su değişimleriyle bastırılabilir. İlk olarak filtreyi kapatın, üzerinde yosun olan yaprakları kesin ve bir gönye veya kredi kartı kullanarak bulunduğu yerden kazıyın. Döküntüleri sifonlayın.

Korunma

Yosunlarla mücadele için pek çok yöntem olsa da onlarla karşılaşmak bitki yetiştiriciler için heves kırıcı olmaktadır. Bu yüzden en iyisi onlardan korunmaya çalışmaktır.
  • Düzenli bakımını yaptığınız bir filtreleme sistemi kurun. Haftada bir suyun 1/3'ünü değiştirin.

  • Bir UV filtresi ekleyin ve aydınlatma zamanını bitkilerin yoğun olarak gelişebilecekleri şekilde ayarlayın.

  • Substratı çok fazla ışığa maruz bırakmayın, substart olarak toprağı kullanmaya çalışın.

  • İlk iki ya da üç hafta boyunca oturmamış filtrasyon yüzünden fazla balık eklememeye özen gösterin.

  • 1 litre suya birden fazla balık koymayın.

  • Fazla yem vermeyin. Yenmemiş yem yosunların en sevdiği iki besin olan nitrit ve fosfor içerir.

  • Sıvı gübreler suda daha hızlıca emildiklerinden ihtiyaçtan fazlasını eklememek gereklidir. Çünkü oluşacak kimyasal reaksiyonlar bitkilerin emilim hızlarını aşacak ve kalanlar yosunların besini olacaklardır.

  • Zemine yakın yaşlı yaprakları üzerlerinde yosun oluşmasını engellemek amacıyla budayın. Tanktaki yosunları kontrol altında tutmak için Oto'lar, SAE’ler, salyangozlar ve yosun yiyen karidesler (60cm'lik bir tank için 40 adet) eklenebilir.

Kaynak

Dış Filtreninizi Geliştirin

Eğer bir Eden 501 dış filtreniz varsa (orijinal makalede Eden 501 için anlatılanlar başka marka ve model filtreler için de uygulanabilir) performansının iyi olduğunu ve küçük tanklar için yeterli olduğunu söyleyeceksinizdir. Yine de tamamlayıcı hiç bir parçasının satılmaması bizi onları kendimizin yapmasına (DIY) mecbur bırakmaktadır. Yapacaklarımız geliştirilmiş bir yağ süzgeci ve CO2 enjektörü olacaktır. Bunlar küçük tanklarda CO2 difüzörünün kapladığı alandan kazanılmasını sağlayacaklardır.

Malzeme Listesi
1) Yumuşak hortum (yeşil)
2) Plastik boru (şeffaf)
3) Hava hortumu için birleştirici (şeffaf)
4) Filtre süzgeci (siyah)
5) L şeklinde konnektör (siyah)
6) T
şeklinde konnektör (yeşil)

Aşamalar:
Takip edeceğimiz yöntem çok basit olmasına rağmen yine de su giriş süzgecinin kopan yaprakları filtre içine toplamaması için zikzaklı kesilmesi gibi bazı alanlara dikkat etmek gerekir. Düzenlemenin kendisi su seviyesini otomatik olarak ayarlayamayacağından yumuşak hortumu elle kolayca sizin ayarlamanız gereklidir.

Bitmiş Ürün
Su girişinin filtreye hava doldurmaması için su seviyesinin altında olması gerekir.

Üretim aşamaları aşağıda fotoğraflanmıştır:


Gerekli parçaların tümü.



Hortumu CO2 enjektörünün bağlanması için delin.



Makasla hortumu zik zak şeklinde kesin.



Tüm parçaları fotoğraftaki gibi birleştirin.



Montajdan sonraki bitmiş hali.



Üstte: Su seviyesinin altından su içeriye akıyor. Altta: CO2 doğrudan filtreye giriyor.

Kaynak

DIY CO2

(1) İlk olarak plastik bir şişe hazırlayın (farklı boyutlardaki gazlı içecek şişeleri olabilir), cam şişeler içindeki basıncın artması durumunda patlayarak çok fazla tehlike yaratabileceklerinden bu iş için önerilmezler.

(2) Şişenizin kapağına hortumu takabileceğiniz kadar bir delik açın. Hortumunuzu buradan içeri itin, ama şişe içindeki sıvıya temas etmemesine dikkat edin. Daha sonra hortumun kapakla birleştiği yerden gaz kaçağı olmaması için sıkıca mühürleyin, gaz sadece hortumdan dışarı çıkmalıdır.

(3) Hortumun diğer ucu ile difüzör (hava taşı ya da ne kullanıldıysa) arasına bir check valf takılması iyi olacaktır.

(4) En önemli adım şeker, su ve mayayı uygun oranlarda bir araya getirmek ve karıştırmaktır. İlk olarak şişenin ¼'üne kadar şeker doldurun ve şişenin yarısı kadar su ilave edin. Şekeri eritmek için ılık su kullanabilirsiniz ama şekerin tamamını başlangıçta eritmeniz gerekmediğinden soğuk su daha iyi olacaktır. Böyle yaparsanız DIY CO2 şişenizin ömrünü uzatmış olursunuz. Yarım çay kaşığı maya ekledikten sonra son olarak şişenin ¼'ü kadar daha su ilave edin. Şişenin ağzını elinizle kapatarak bir kaç kez sallayın. Bu sayede kuru maya, su ve şeker daha iyi karışacaktır.

(5) Son olarak hortumu bağladığınız kapağı kapatarak sonucu görmeyi bekleyin.

Bir küçük Bilgi ve İpucu

1. Şeker ve kuru maya arasındaki (anaerobik) reaksiyon şöyledir:

C6H12O6 (kuru mayanın eklenmesiyle)-à 2CH3CH2OH+ 2CO2

2. Difüzör veya hava taşı kullanılmasının nedeni CO2 kabarcıklarının boyutlarını küçültmek ve su ile temas eden yüzeylerini arttırmaktır. Bunların akvaryumda su hareketinin fazla olduğu derin yerlere yerleştirilmesi CO2'nin su içerisinde kalma süresini sağlayacaktır. Bu şekilde gaz daha verimli bir şekilde kullanılabilir. Camdan yapılmış difüzörler ahşap olanlara ve hava taşlarına göre daha iyi oluşumlara izin verirler ama daha yüksek basınca ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden bazen DIY CO2 gereken basıncı üretemez!

3. Şeker ve suyun oranının 1:3 olması da benzer bir etkiyi yaratacaktır. Bu durumda bile şişenin üzerinde ¼'lük bir bölüm boş bırakılmalıdır. Aksi durumda şişenin içindeki süt beyazı sıvı basıncın etkisiyle akvaryuma geçebilir. Bu yüzden hortumla sıvı arasında küçük de olsa bir mesafe olması gerekir.

4. Eğer şişenin içindeki sıvı akvaryuma geçerse balıklara ve bitkilere zarar vermemesi için acilen sifonlanmalıdır.


Kaynak

Akvaryum Aksesuarı Rehberi

Hakkını vererek hazırlanmış harika tasarımlı tanklarda çoğunluğun bilip kullanmadığı bir çok gerekli ve değerli aksesuar kullanılır. Bu yazıda bu yararlı araçlar anlatılacaktır (Ç.N. özgün belgede bu malzemelerin satıldığı yerler de var ama Hong Kong bize hayli uzak olduğundan satış yerlerini çıkarttım).

Paslanmaz Tel Izgara / Plastik Izgara



Paslanmaz Çelik Izgara

Tankın kurulum aşamasında tel ızgara zemindeki gübrenin substrattan ayrılması için kullanılır. Peki ne için? Akvaryumdaki bitkileri kökünden söktüğümüzde zemindeki gübre bitkinin kökleriyle birlikte suya karışır. Tel ızgara burada devreye girer. Izgaranın deliklerinin genişliğinin 3mm'den küçük 5mm'den büyük olmamasına dikkat edilmelidir.



Plastik Tel Izgara

Piyasada çelik ızgara ile aynı görevi gören plastik ızgaralar da bulunmaktadır.

CO2 Kurulumu ve Yüksek Basınca Dayanıklı Borular

CO2 setlerinin kurulumu bitkili tanklarda çok dikkat edilmesi gereken bir konudur. Aşağıda konuyla ilgili bazı malzemeleri tanıtmaya çalışacağım.

Ayırma valfi: Eğer bir CO2 kaynağından iki çıkış birden alde etmek istiyorsanız bir ayırma valfi kullanmanız gerekir. İnce ayar vanası ile birlikte kullanılması önerilir.



Tekli konnektör: CO2 tüpleri ile hortumları bağlamakta kullanılır.



İnce ayar vanası: Temel fonksiyonu CO2 çıkışını düzenlemektir. Örneğin bir CO2 kaynağından farklı ihtiyaçları olan akvaryumlara gaz vermek istediğinizde ince ayar vanasını kullanarak bunu yapabilirsiniz.



CO2 Yüksek Basınca Dayanıklı Hortum: Çift kalibrasyonlu CO2 regülatörleri hortumların içinden geçen gazın basıncını düzenleyebilirler. Tek göstergeli olanlarda durum böyle değildir. Bu yüzden sıradan hortumları kullanmak akıllıca olmayacaktır. Tedbir açısından tek veya çift kalibrasyonlu regülatörlerde yüksek basınca dayanıklı hortum kullanmak en iyisidir.



Yukarıda tarif edilenler aşağıda bir şekil ile gösterilmiştir.



Akrilik Tabakalar

Bunları fazlaca açıklamaya gerek yoktur sanırım. Tanklar fotoğraflanırken farklı efektler vermesi için farklı renklerde akrilik tabakalar arka fon olarak kullanılır.



Kaynak

Monday, August 4, 2008

Fern

Su Fern'i ve Aydınlatma Arasındaki İlişki

Bolbitis heudelotii ve Microsorum type yumuşak ışık altında gelişmeye uygundurlar. Bir çoğumuz onların bu yumuşak ışıktan hoşlandığını düşünürüz. Evet zayıf ışıklı ortamda iyi gelişirler ama çiçek açmalarını isterseniz yeterli aydınlatmayı ihmal etmemeniz gerekir. Sudaki ve karadaki fern'lerin çoğu yumuşak güneş ışığından hoşlanır ama ortama kolayca adapte olabilirler. Bir su fern'inin su yüzeyine yakın yaşayıp yaşamadığını şeklinden anlayabilirsiniz. Su yüzeyine yakın yaşamış olanların sapları kalın ve kısa, yaprakları ise uzun ve dardır. Renkleri çimeni andıran yeşildir. Eğer çiçeklikte ve parlak olmayan ışık altında yetişmişlerse yaprakları dev gibi kocaman olur ve renkleri de koyu yeşildir. Su altı peyzajı için bu iki türün karışımı kullanılır. Hızlı gelişen bitkilerin ışık ihtiyaçlarını karşılamamız gereklidir. Zemin olarak suya dayanıklı ağaç köklerini kullanabiliriz. Bitki gövdelerinden su yüzeyinde açan çiçekler olduğunda onlar kökler üzerine düşen ışığı kesecekler ve yeşil bitkiler için uygun ışık ortamını sağlayacaklardır.



Su Fern'i için diğer zorunlu kriterler

Bolbitis heudelotii ve Microsorum type için CO2 ve su hareketliliği diğer iki gerekli etkendir. Eğer bu bitkilerin gövde ve köklerine bakarsanız su dışında yetişenler kadar sert olduklarını görürsünüz, bu yüzden yeterli CO2 ve hareketli su altında yetişmeye daha uygundurlar. Su akışının az olması durumda canlılıklarını yitireceklerdir.

Bolbitis heudelotii ve Microsorum type üzerinde sakal yosunu oluşması; CO2 içeriğinin az olduğunun, sudaki organik fosfat ve nitrat gibi besinlerin çok fazla olduğunun ve su akıntısının ise az olduğunun anlaşılmasını sağlar. Bunun üstesinden gelmek için ilk olarak etkilenmiş yaprakları kesmeli, balık sayısını azaltmalı ve yemleme sıklığını ve miktarını azaltmalısınız. Eğer sıcaklık 28ºC'nin üzerindeyse su kalitesini yükseltmek için su değiştirme sıklığını arttırabilirsiniz. Ölü balıkları ve çürümüş yaprakları akvaryumdan çıkartmak onların bileşenlerine ayrılmasını önleyecektir. Bu da bakteri sisteminin yükünü azaltacaktır. Bunlar sakal yosunu ile mücadele için gerekli adımlardır. Su fern'i ve diğer yeşil bitkiler düşük sıcaklıklardan (22-24ºC), yüksek CO2 içeriğinden ve hızlı akan sulardan hoşlanırlar. Eğer su fern'i veya başka yeşil bitkileri yaz aylarında yetiştirmek istiyorsanız yüksek sıcaklığı önlemeli, CO2 miktarını ayarlamalı ve su kalitesini kararlı hale getirmelisiniz.



Su Fern'i Nasıl Bağlanır

Su fernlerinin çoğunun karakteristiği kayalara ya da diğer bitkilere tutunmaları ve buradan ilerlemeleridir. Biz de onların doğal ortamlarını taklit etmek için kaya veya köklere bağlayıp gelişmelerine izin verebiliriz. Bu teknik su altı peyzajında çokça kullanılan bir tekniktir. Fern'i kaya ya da köklere bağladığımızda kökleri için alanlar bırakmalı ve gelişmelerine olanak tanımalıyız. Bahçe malzemesi satan yerlerde bulunan telden ağları da bitkileri sabitlemek için kullanabilirsiniz. Bir kere kökler tutunduğunda telleri açarak tankınızın içinde daha doğal bir yaşam alanı oluşturabilirsiniz.

Kaynak

Moss

Gelişme Gereksinimleri

Bir çok sucul bitkinin arasından akvaryuma uyum sağlamış bitkilerden biridir moss. Işık, CO2 ve gübreleme konularında müşkülpesent değildir. Farklı çevre koşullarında farklı şekiller gösterirler. Düşük ışık, CO2 ve az besin aldıkları ortamlarda ayrık ve büyük yapraklı olurlar. Yapraklarının rengi açık yeşile döner. Işık güçlü olduğunda ise daha kısa ve koyu yeşil renkli yapraklar çıkartırlar. Genellikle moss için en uygun aydınlatma T8 floresanlarıyla yapılabilir.

Moss hem bir çok çeşitinin olmasından hem de kolay gelişebilir olmasından dolayı su altı peyzajında sıklıkla kullanılır. Suya dayanıklı ağaç köklerine ince ipliklerle bağlanmaları gerekir. Bir süre sonra moss hızla gelişecek ve kökün tüm yüzeyini kaplayacaktır. Yine de bu süreci daha da kolaylaştırmak için moss'ları köklerin ya da kayaların yüzeyine seyrek bir şekilde bağlamak iyi olacaktır. Bunun yanında, başka yavaş büyüyen bitkiler gibi yüksek sıcaklık altında iyi gelişemeyecektir. Bu yüzden sıcaklığın 26C civarında olması önerilmektedir. Eğer sıcaklık 30C'yi aşarsa moss büyümesini durduracaktır.

Pamuk ipliği seçimi

Bu işin üzerinden daha ucuz bir şekilde gelmek için siyah, koyu yeşil ve/veya koyu kahverengi renkli olanları tercih etmelisiniz. Sadece moss'ları tutturmak için üretilmiş ve bir süre sonra çözünen özel pamuk iplikleri de marketlerde satılmaktadır. Moss bir kere yeni ortamına uyum sağladığında çabucak yer yana yayılacak ve kök veya kaya üzerinde güzel bir görüntüsü olacaktır.


Kaynak

Riccia

Gelişme Gereksinimleri

Riccia kaya ve köklere sıkıca tutunan ve hızlı gelişen bir bitkidir. Bu yüzden sıradan akvaryum bitkilerine göre daha fazla ışığa, CO2'ye ve gübrelemeye ihtiyaç duyar. Dengeli bir tankta riccia'nın üzerinde fotosentez sonucu oluşan küçük elmas gibi görüntüleri görebilirsiniz. Yani eğer riccia hızlı gelişiyorsa bu su kalitesinin iyi olduğunu ve CO2 kaynağının yeterli olduğunu gösterir. Tersi durumda ise bu iki etkenin uygun olmadığı anlaşılır.

Riccia'nın görsel güzelliğinin ötesine giden yararları vardır. Sudaki CO2 ve diğer besinlere ihtiyaç duyduğundan alg patlamasının önüne geçer. Alglerin ihtiyaç duyacağı besinler riccia tarafından zaten tüketilmiş olacaktır. Bu sayede algler genellikle yeterli besini bulamadıklarından akvaryumdan kaybolacaklardır.


Riccia'yı kaya veya köklere bağlamak

Çoğu kişi riccia'yı kaya veya köklere bağlamayı tercih eder. Bunu yaparken dikkat edilmesi gereken nokta yüzeyin seyrek bir şekilde kaplanmasını sağlamaktır. Bundan sonra mümkün olan en ince misina kullanılarak köke bağlanmalıdır. Riccia'yı kayalara tutturmak için saç filesi de kullanılabilir. Zamanla riccia kayaları veya kökleri kaplayacak ve akvaryumdaki en fantastik baş aktör olacaktır.


Kaynak

Akvaryum Aydınlatması

Bitkilerin gelişimlerini desteklemek için yeterli aydınlatma yapılmalıdır. Doğadaki bitkilerin büyük çoğunluğu fotosenteze bağımlıdır. Bu sucul bitkiler için de böyledir. Uygun spekturm çoğu kez gözlenebilir ama gözle görünmeyen (UV ev IR gibi) başka etmenler de vardır.

Doğru tipte bir ışıklandırma satın alabilmeniz düzenlemenizde kullanacağınız bitki çeşitlere bağlıdır. Çünkü çok fazla veya çok az ışığın eşit derecede istenmeyen etkileri olacaktır. Gereğinden az ışık bitkilerin gövdelerinin uzamasına, gereğinden fazla ışığın ise bitkilerin solmasına yol açan alg patlaması ve sıcaklık yükselmesi gibi etkileri olur.

En çok kullanılan ışıklandırma seçenekleri floresanlar ve metal halide HQI'lardır.

Floresan Aydınlatması

FL iki ucundan bağlı ince bir tüptür. T8 ile T5'i ayıran tüpün çapıdır.

T8 evde kullanılan tipik aydınlatma aracıdır. Sucul bitkiler için uygun olan versiyonları da vardır.

T5 T8'den çap olarak daha küçük olmasına rağmen aynı parlaklığı sağlar. Çağın küçük olması aynı alana daha fazla T5 yerleştirilebileceği anlamına gelir. Bu lambaların iki türü vardır; HE(yüksek ferformans) ve HQ(yüksek verim).




PL genellikle yemek çubuğu lambası olarak anılır ve başka tip bir floresan ışığıdır. Ya bir birine paralel iki floresanın ya kaynaştırılmasından ya da U-şeklinde bir floresandan oluşur. Tek bir bağlantı noktaları vardır ve çıkışı ve performansı normal floresanları gölgede bırakır.




Metal halide HQI

Metal halide aydınlatması spekturmun tamamına en yakın aydınlatmadır. Bunun yanında ışık üretme yeteneği azdır ve diğerlerine göre daha fazla sıcaktır.

Renk Sıcaklığı




Renk sıcaklığı; parlaklıktan algılanan renktir. Birimi K(Kelvin)'dir. Genellikle 5500K ile 8000K arasında değişir. Kelvin değeri azaldıkça lambanın rengi sarıya, arttıkça maviye doğru döner.

Işıklandırma

Sucul bitkiler biyolojik saatlerinin ritmlerine dayalı olarak gelişirler. Gündüzleri aktif, geceleri pasif durumda olurlar. Güneş ışığıyla başlayan fotosentez güneş batana kadar durmaz. Aydınlatmanın yeterli kullanımı bu süreci zenginleştirir ve bitkilerin sağlıklı gelişimini sağlar. Bitkiler gece pasif duruma geçmişlerse (bu genellikle yapraklarını kapamalarıyla olur) çok güçlü ışıkla bile tekrar aktif olmayabilirler. Hızlı büyüyen bitkiler yavaş gelişenlere oranla daha fazla aydınlatma zamanına ihtiyaç duyarlar. Günlük 10 saat aydınlatma en iyisidir.

Aydınlatma kalitesi ve bitkilerin gelişimine etkisi

Fotosentez ışığın farklı dalga boylarında eşit olarak gerçekleşen bir olay değildir. Farklı renkte ışıkların bitkiler üzerinde farklı etkileri olur. Örneğin; kırmızı renkli bitkiler ultra viyoleye çok yakın olan mavi spekturmu daha fazla kabul ederler. Bu tip aydınlatma uygun besinlerle birleştirildiğinde kırmızı bitkileri çok göz alıcı hale getirecektir. Floresan lambalar dengeli spekturm dağılımı olmayan bitkiler için kullanılırlar. Yoğunlukları da zamanla azalacaktır. Bu bitkilerin daha yavaş gelişmelerinden ve daha az renkli hale gelmelerinden anlaşılabilir. Bu süreçte bitkiler daha az gelişirken kullanılmayan besinler farklı ışık ihtiyaçları olan yosunlar tarafından kullanılırlar. Bu yüzden lambaların düzenli değişimleri bitki gelişimine etkilerini garanti altına almış olur. Floresan lambalar her üç ayda bir, daha yüksek verimli T5'ler ise altı ayda bir değiştirilmelidir.

Aydınlatma Miktarı

Elimizde bir tankın sahip olması gereken lamba miktarını belirleyen kurallar yoktur. Bazıları 1 litre su için 1 W ışık kullanılması gerektiğini söylerler. Bu hesaba göre 100 litre bir tankta 100W ışığa ihtiyaç duyulur. Ama her tankın su derinliği ve içindeki bitkinin cinsi ve yoğunluğu farklıdır. Bu yüzden kendi tankınız için doğru miktarı ancak deneme yanılma yöntemiyle bulabilirsiniz. Genellikle hızlı gelişen bitkiler litreye 1 W'tan daha fazlasını isteyeceklerdir. Derin ve hızlı gelişen bitkileri fazlaca ihtiva eden tanklarda bu oran 1.5'den 1.7'ye kadar değişebilir. Yani 100 litrelik bir tankta 150W veya daha fazlasına ihtiyaç duyulabilir.

Nüfuz Etme

Nüfuz etme ile kastedilen şey ışığın suyun içerisine girmesi ve bu yüzden suyun derin bölgelerinde parlaklığın azalmasıdır. Farklı lümenlerin farklı nüfuz edişleri olacaktır, en zayıf olanı kırmızı ışıktır. Derin denizlerde kırmızı ışığın aşağı inmesi mümkün olmadığından sadece mavi ışık görünür. Farklı aydınlatma ekipmanlarının farklı nüfuz etme güçleri vardır.

Kaynak

CO2 Bağlantısı

Bir süredir akvaryum.com'da yayınladığım çevirilerimin bazılarını blog'a taşımaya karar verdim. Umarım okuyan, faydalanan olur.

Bitkili akvaryumların en fazla ihtiyaç duyduğu şey belki de CO2'dir. Çünkü bitkilerin gelişmek için fotosenteze ihtiyaçları vardır ve sucul bitkilerin çoğunun bu süreci gerçekleştirmek için suda çözünmüş CO2'ye ihtiyaçları vardır. Doğada CO2 su, yağmur ve havayla birlikte akar. Aslında dalgalı su bitkilere ihtiyaçları olan CO2'yi ulaştırmaya yardımcı olur. Halbuki tanklarda havadan CO2 geçişi en düşük seviyededir hatta havayla temas bile son derece kısıtlıdır. Bir kere CO2 seviyesi azalmaya başladı mı bitkiler daha yavaş gelişmeye başlayacaklardır. Bu yüzden tanka gerektiği kadar CO2 ilave etmemiz gerekir.

En yaygın CO2 ekleme yöntemi tüplü sistemlerdir. Yaklaşık 70 bar'lık bir basınçla CO2 gazı tüpün içine sıvı olarak sıkıştırılır. Regülatörler vasıtasıyla CO2 suya karıştırılır. CO2 tüpleriyle birlikte kullanılan bir çok aksesuar bulunmaktadır. Bu yazıda gazı israf etmeden bu malzemelerin nasıl uygun bir şekilde bağlanması gerektiğini anlatmaya çalışacağım.

CO2 tüpleri piyasadan metal, paslanmaz çelik veya aliminyumdan yapılmış olarak satın alınabilir. ilk iki tip tüp daha ağır olur ve düzenli bakılmazsa paslanabilir. Aliminyum olanları biraz daha pahalı olmasına rağmen daha hafif olur ve paslanmaz.

Hem tek hem de çift göstergeli modellerde regülatörler bulunur. Tek göstergeli olanlarda basınç düzenleyici çoğunlukla bulunmaz. Göstergede sadece tüpün içindeki gazın basıncı görünür. İki göstergeli olanlarda ise hem tüpün içindeki basıncı hem de akvaryuma giden gazın basıncını görmek mümkündür. İki göstergeli modellerde bulunan basınç düzenleyici ile tüpün içinde bulunan gazın 70 barlık basıncı 4 bar ile difüzöre gönderilecek şekilde düşürülebilir.

Havalı valfler regülatörlerin gücünü kontrol eden cihazlardır. Doğru ya da alternatif akımla çalışabilirler. Alternatif akımla çalışanları daha fazla ısınırlar ve bir kez açılınca içlerinden CO2 geçişine izin verirler. Havalı valf normalde regülatöre bağlanır ve ışıklarla birlikte açılmasını sağlayan bir zamanlayıcı ile kontrol edilir. Gazın basıncı azaltıldıktan sonra bağlanması gerekir aksi halde sızıntı yapabilir. Bu yüzden en iyisi selenoid valfi iki göstergeli regülatöre bağlamaktır.


İnce ayar vanası dışarı çıkan gazın kontrol edilebilmesine izin verir. Regülatör tek başına bu işi yapamayacağından çok küçük miktarda gaz çıkışını ayarlayabilmek için gerekli olan hassas ayar da onun sayesinde yapılır. Bir kabarcık sayacıyla birleştirildiğinde çıkan gazın daha iyi gözlemlenmesini sağlar.

Check valf gazın tek yönlü geçişine izin verdiği gibi tanktaki suyun geriye akmasını da önler.

Kabarcık sayaçları genellikle camdan yapılır. İçine az bir miktar su doldurulabilir. Bu sayede içinden CO2 geçişi olduğunda gaz çıkışı gözlenebilir. Kabarcık sayacıyla ölçülen şeyin geçen gaz miktarı değil sadece gazın ilerleyiş hızı olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Gaz kabarcıkları farklı kabarcık sayaç modellerinde farklı boylarda olabilirler. Difüzörlerin ve CO2 tüplerinin tipleri de kabarcıkların boyunu etkileyecektir.



Difüzörler CO2'yi bitkilerin özümseyebilecekleri miktarlarda suya karıştırırlar. Difüzörler gazı o kadar küçük parçalara ayırırlar ki gazın buharlaşması veya yüzeyden kaybolması daha uzun zaman alır. Genellikle seramik plakadan yapılır ve CO2'nin suya geçişini zorlamak için güçlü basınçla birlikte kullanılırlar. Bu yöntemle gaz bir yandan diğer yana sürüklenir ve çok küçük kabarcıklara bölünür. Difüzörler gazın saçılımı ve suya karışımı en fazla olması için tanklarda su akışının aşağıya doğru olduğu derin yerlere yerleştirilirler.


Bağlantı açısından boruların İngiliz sistemine göre mi metrik sisteme göre mi üretildiklerine dikkat edilmelidir. Hong Kong'da üretilen boruların önemli bir çoğunluğu İngiliz sistemine göre imal edilse de metrik sistemle üretilenler de vardır. Almadan önce tedbirli davranıp sormak akıllıca olacaktır. Piyasada farklı tipteki boruları bir birine bağlamak için dönüştürücüler de bulunabilmektedir.

Kaynak