Tuesday, August 5, 2008

Yassı Solucan'dan (dugesia) Kurtulmak

Yassı Solucan (Dugesia) balık tanklarında sıkça görülen bir hayvandır. Genellikle akvaryumlara yeni satın alınan bitkilerle birlikte dahil olurlar. Köklerini kurutmak oldukça zordur, parçalandıktan sonra bile yaşamlarına devam ederler. Bölünmüş parçalar kendi başlarına gelişmeye devam ederler. Mağazalarda yassı solucan öldürmek için bir çok ürün bulunsa da substratta saklanacak kadar dayanıklı olanları olacaktır.



Yakınlarda 90cm'lik bir tank kurdum ve bir demet Java moss buldum. Moss'ları filelere yerleştirdim. Günlük su değişimlerinden sonra bile zeminde yatan bir çok yassı solucan buluyordum. Bu sayede bazı deneyler yapabilmek için az bulunan bir şansım oldu.

Deney 1 TDC'nin farklı dezenfektan konsantrasyonları içeren farklı dozajlarda kullanımdan sonra bile solucanların 10 dakika sonra yaşayabildiğini gördüm.

Deney 2 TDC'nin yüksek dozajda kullanımından beş dakika sonra yassı solucanlar öldüler.

Deney 3 Sofra tuzunun %0.3 konsantrasyonu ile kullanımı yassı solucanların hareketlerini etkilemedi.

Deney 4 Sofra tuzunun %0.4 konsantrasyonu ile kullanımı yassı solucanları beş dakika içinde öldürdü.

Deney 5 Yüksek tuz konsantrasyonu bitkilere zararlı olacağı için youğunluğu %0.2'ye çekmeye karar verdim. Yassı solucanlar beş dakika içinde uyuşuk bir hal aldılar. On dakika sonra hepsi ölmüştü. Aradan geçen beş dakikalık sürede bazılarını temiz suya aldığımda hareketliliklerini yeniden kazanabildiklerini gördüm.

Deney 6 Tuzluluk oranını %0.12e indirmek yassı solucanları öldürmedi. Yarım saat kadar canlı kaldılar. Bir saatin sonunda hareketleri yavaşladı ama ölmediler.

Deney 7 Normalde saksı bitkileri için kullanılan bakır levhanın bir hafta boyunca kullanılması solucanları öldürmedi.

Bu deneyleri yaparken Java moss'un gelişimini de gözlemledim. Sadece deney 4 sırasında gelişimi durdu, diğer bütün aşamalarda normal gelişimine devam etti. Buna rağmen farklı bitkilerin ilaçlamaya ve tuza farklı farklı tepkiler vereceğini hesaba katarak gerçek uygulamaya geçmeden önce az miktarda bitkide test etmek en iyisidir.

Tedavi için çok miktarda ticari ürün kullanmak genellikle pahalıya gelir. Özellikle deney 5'deki kullanımıyla sofra tuzu daha ucuz bir alternatiftir. Bitkileri on dakikalığına tuzlu suya daldırıp ardından durulayın. Bu iş için moss kullanıldı ve gözlemlendi. Bir hafta boyunca günlük su değişimleri yapıldı. İlk iki günün ardından bir çok bakteri ve mikroskopik hayvana ilave olarak zayıf mosslar da öldü ve bu yüzden su uygunsuz bir hale geldi. İlk gün su kötü koktu ama su değişiminden sonra moss kütleler halinde ölmedi. İkinci gün su yüzeyinde büyük bir tabaka oluştu ama kötü koku azaldı. Buradan tuzlu suya batırmanın yassı solucanları öldürdüğü ama geri kalan ekosistemin de öldüğü anlaşıldı. Dördüncü ve beşinci günler boyunca su üzerinde az miktarda film kaldı ve kötü koku az da olsa sürdü. Yedinci günde herşey normale döndü. Aradan iki hafta geçti ve gözlemleme sürdürülüyor. Su değişimine hala günlük olarak devam ediyorum. Moss akvaryumun arka bölümüne yerleştirildi ve sürekli olarak inceleniyor.


Kaynak

Yosun Sorunu

Yosunu Anlamak

Su altı peyzajının en fazla karşılaşılan problemli hiç şüphesiz ki alg patlamasıdır. Bir çok kişi bu sorunun üstesinden gelemediği için hobiyi bırakmıştır. İşin kötü tarafı çeşidi ne olursa olsun çoğu alg probleminin aynı nedene dayanmasıdır. Bu neden amonyak ve organik nitrit fazlalığıdır. Su değişimi uzun süre yapılmazsa sudaki fosfor artar. Yenmeyen yemler de alglerin çoğalmasına yardımcı olacaktır. Çoğu durumda algler yeşil, mavi, kahve rengi veya hatta siyah renkte görünürler. Rengin koyulaşması tankın daha kirli olduğunun göstergesidir.

Patlama, Sebep ve Önlem

1.Sakal Yosunu
Siyah, gri, yeşil ve farklı renklerde olanları vardır. Çoğunlukla taşlarda, köklerde ve yaşlanmış yaprak uçlarında yetişirler. Tanktaki görüntüleri hiç güzel değildir. Temel nedenleri fosfor fazlalığı, düzensiz su değişimi, fazla aydınlatma, yüksek sıcaklık ve CO2 azlığıdır. Bitkilerin besinleri sindirmek için kısa zamanları olduğundan onları suda bırakırlar. Zaman geçtikçe, su değişimi de yapılmazsa, bu eklemeler daha büyük bir problem halini alır! Bu yosunlardan kurtulmanın en iyi yolu bunu elle yapmaktır. üzerinde yosun olan bir yaprağı elinizle temizleyebilirsiniz. Suyun yarısını değiştirip filtreyi temizlemek de iyi olacaktır. Bu işlem filtredeki sporların temizlenmesine yarayacaktır. Su değişiminde eklenen suya fotosentetik bakteriler de eklenmelidir. Aydınlatma süresi azaltılmalı ve hergün suyun 1/3'ü değiştirilmelidir. Son olarak, alg yiyen karidesler ve balıklar eklenirse kalan yosunları bitireceklerdir.

2.Saç Yosunu
Bitkilere tutunmuş saçlara benzerler. Gelişimleri için bitkilere benzer ihtiyaçları vardır. Bir kere moss ya da fern'e tutunduklarında oradan onları ayırmak çok zordur. Çok fazla ışık ve gübre verilmesi ve/veya bitkilerin normal şekilde gelişmemeleri gibi nedenlerle oluşurlar. Bu ysunları çıkartmak için diş fırçası kullanılabilir. Sudaki nitrat ve fosforu azaltmak için su değişimi yapılabilir. Saç yosununun yaşayabilmesi için sudaki fosfor miktarı en az 0.5mg/L olmalıdır. Günlük su değişimi tankın hacminin yarısını aşmamalıdır.

3.Mavi-yeşil Yosun
Koyu yeşil renkli ve berbat kokuludur. Hızlı yenilenme zamanıyla bitkilerin, zeminin ve camın tamamını kaplayabilir. Temel nedeni kurulum aşamasında nitrifikasyon bakterilerinin tutunmasına izin vermeyen yetersiz filtrasyondur. Organik atıklarla kirlenmiş substratlar, alt tabakalarda gübre kullanımı ve/veya yenmemiş yemler sonucu düşük nitrat gibi dengesiz su koşulları bu yosunların çoğalmalarının nedenleridir. Yosun yiyen karidesler ve balıklar tekbaşlarına bu sorunun üstesinden gelemezler. Formülündeki bakteriler yüzünden TDC (Taiyo Disease Control) isimli dezenfektan bu yosunlardan kurtulmak için kullanılabilir. Yosunların yetiştiği bölgelere şırınga edilmelidir. Bir kere yosun bozulmaya başladı mı artık SAE tarafından yenilebilir. Günlük su değişimleri tankın hacminin yarısını geçmemelidir. Bitkilerin daha sık dikimi de yardımcı olacaktır.

4. Leke Yosunu
Genellikle sert yapraklı bitkiler veya cam üzerinde bulunur. Yayılımı yavaştır. Fazla aydınlatma ve yenmeyen besinlerden kaynaklanır. Su değişimleriyle bastırılabilir. İlk olarak filtreyi kapatın, üzerinde yosun olan yaprakları kesin ve bir gönye veya kredi kartı kullanarak bulunduğu yerden kazıyın. Döküntüleri sifonlayın.

Korunma

Yosunlarla mücadele için pek çok yöntem olsa da onlarla karşılaşmak bitki yetiştiriciler için heves kırıcı olmaktadır. Bu yüzden en iyisi onlardan korunmaya çalışmaktır.
  • Düzenli bakımını yaptığınız bir filtreleme sistemi kurun. Haftada bir suyun 1/3'ünü değiştirin.

  • Bir UV filtresi ekleyin ve aydınlatma zamanını bitkilerin yoğun olarak gelişebilecekleri şekilde ayarlayın.

  • Substratı çok fazla ışığa maruz bırakmayın, substart olarak toprağı kullanmaya çalışın.

  • İlk iki ya da üç hafta boyunca oturmamış filtrasyon yüzünden fazla balık eklememeye özen gösterin.

  • 1 litre suya birden fazla balık koymayın.

  • Fazla yem vermeyin. Yenmemiş yem yosunların en sevdiği iki besin olan nitrit ve fosfor içerir.

  • Sıvı gübreler suda daha hızlıca emildiklerinden ihtiyaçtan fazlasını eklememek gereklidir. Çünkü oluşacak kimyasal reaksiyonlar bitkilerin emilim hızlarını aşacak ve kalanlar yosunların besini olacaklardır.

  • Zemine yakın yaşlı yaprakları üzerlerinde yosun oluşmasını engellemek amacıyla budayın. Tanktaki yosunları kontrol altında tutmak için Oto'lar, SAE’ler, salyangozlar ve yosun yiyen karidesler (60cm'lik bir tank için 40 adet) eklenebilir.

Kaynak

Dış Filtreninizi Geliştirin

Eğer bir Eden 501 dış filtreniz varsa (orijinal makalede Eden 501 için anlatılanlar başka marka ve model filtreler için de uygulanabilir) performansının iyi olduğunu ve küçük tanklar için yeterli olduğunu söyleyeceksinizdir. Yine de tamamlayıcı hiç bir parçasının satılmaması bizi onları kendimizin yapmasına (DIY) mecbur bırakmaktadır. Yapacaklarımız geliştirilmiş bir yağ süzgeci ve CO2 enjektörü olacaktır. Bunlar küçük tanklarda CO2 difüzörünün kapladığı alandan kazanılmasını sağlayacaklardır.

Malzeme Listesi
1) Yumuşak hortum (yeşil)
2) Plastik boru (şeffaf)
3) Hava hortumu için birleştirici (şeffaf)
4) Filtre süzgeci (siyah)
5) L şeklinde konnektör (siyah)
6) T
şeklinde konnektör (yeşil)

Aşamalar:
Takip edeceğimiz yöntem çok basit olmasına rağmen yine de su giriş süzgecinin kopan yaprakları filtre içine toplamaması için zikzaklı kesilmesi gibi bazı alanlara dikkat etmek gerekir. Düzenlemenin kendisi su seviyesini otomatik olarak ayarlayamayacağından yumuşak hortumu elle kolayca sizin ayarlamanız gereklidir.

Bitmiş Ürün
Su girişinin filtreye hava doldurmaması için su seviyesinin altında olması gerekir.

Üretim aşamaları aşağıda fotoğraflanmıştır:


Gerekli parçaların tümü.



Hortumu CO2 enjektörünün bağlanması için delin.



Makasla hortumu zik zak şeklinde kesin.



Tüm parçaları fotoğraftaki gibi birleştirin.



Montajdan sonraki bitmiş hali.



Üstte: Su seviyesinin altından su içeriye akıyor. Altta: CO2 doğrudan filtreye giriyor.

Kaynak

DIY CO2

(1) İlk olarak plastik bir şişe hazırlayın (farklı boyutlardaki gazlı içecek şişeleri olabilir), cam şişeler içindeki basıncın artması durumunda patlayarak çok fazla tehlike yaratabileceklerinden bu iş için önerilmezler.

(2) Şişenizin kapağına hortumu takabileceğiniz kadar bir delik açın. Hortumunuzu buradan içeri itin, ama şişe içindeki sıvıya temas etmemesine dikkat edin. Daha sonra hortumun kapakla birleştiği yerden gaz kaçağı olmaması için sıkıca mühürleyin, gaz sadece hortumdan dışarı çıkmalıdır.

(3) Hortumun diğer ucu ile difüzör (hava taşı ya da ne kullanıldıysa) arasına bir check valf takılması iyi olacaktır.

(4) En önemli adım şeker, su ve mayayı uygun oranlarda bir araya getirmek ve karıştırmaktır. İlk olarak şişenin ¼'üne kadar şeker doldurun ve şişenin yarısı kadar su ilave edin. Şekeri eritmek için ılık su kullanabilirsiniz ama şekerin tamamını başlangıçta eritmeniz gerekmediğinden soğuk su daha iyi olacaktır. Böyle yaparsanız DIY CO2 şişenizin ömrünü uzatmış olursunuz. Yarım çay kaşığı maya ekledikten sonra son olarak şişenin ¼'ü kadar daha su ilave edin. Şişenin ağzını elinizle kapatarak bir kaç kez sallayın. Bu sayede kuru maya, su ve şeker daha iyi karışacaktır.

(5) Son olarak hortumu bağladığınız kapağı kapatarak sonucu görmeyi bekleyin.

Bir küçük Bilgi ve İpucu

1. Şeker ve kuru maya arasındaki (anaerobik) reaksiyon şöyledir:

C6H12O6 (kuru mayanın eklenmesiyle)-à 2CH3CH2OH+ 2CO2

2. Difüzör veya hava taşı kullanılmasının nedeni CO2 kabarcıklarının boyutlarını küçültmek ve su ile temas eden yüzeylerini arttırmaktır. Bunların akvaryumda su hareketinin fazla olduğu derin yerlere yerleştirilmesi CO2'nin su içerisinde kalma süresini sağlayacaktır. Bu şekilde gaz daha verimli bir şekilde kullanılabilir. Camdan yapılmış difüzörler ahşap olanlara ve hava taşlarına göre daha iyi oluşumlara izin verirler ama daha yüksek basınca ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden bazen DIY CO2 gereken basıncı üretemez!

3. Şeker ve suyun oranının 1:3 olması da benzer bir etkiyi yaratacaktır. Bu durumda bile şişenin üzerinde ¼'lük bir bölüm boş bırakılmalıdır. Aksi durumda şişenin içindeki süt beyazı sıvı basıncın etkisiyle akvaryuma geçebilir. Bu yüzden hortumla sıvı arasında küçük de olsa bir mesafe olması gerekir.

4. Eğer şişenin içindeki sıvı akvaryuma geçerse balıklara ve bitkilere zarar vermemesi için acilen sifonlanmalıdır.


Kaynak

Akvaryum Aksesuarı Rehberi

Hakkını vererek hazırlanmış harika tasarımlı tanklarda çoğunluğun bilip kullanmadığı bir çok gerekli ve değerli aksesuar kullanılır. Bu yazıda bu yararlı araçlar anlatılacaktır (Ç.N. özgün belgede bu malzemelerin satıldığı yerler de var ama Hong Kong bize hayli uzak olduğundan satış yerlerini çıkarttım).

Paslanmaz Tel Izgara / Plastik Izgara



Paslanmaz Çelik Izgara

Tankın kurulum aşamasında tel ızgara zemindeki gübrenin substrattan ayrılması için kullanılır. Peki ne için? Akvaryumdaki bitkileri kökünden söktüğümüzde zemindeki gübre bitkinin kökleriyle birlikte suya karışır. Tel ızgara burada devreye girer. Izgaranın deliklerinin genişliğinin 3mm'den küçük 5mm'den büyük olmamasına dikkat edilmelidir.



Plastik Tel Izgara

Piyasada çelik ızgara ile aynı görevi gören plastik ızgaralar da bulunmaktadır.

CO2 Kurulumu ve Yüksek Basınca Dayanıklı Borular

CO2 setlerinin kurulumu bitkili tanklarda çok dikkat edilmesi gereken bir konudur. Aşağıda konuyla ilgili bazı malzemeleri tanıtmaya çalışacağım.

Ayırma valfi: Eğer bir CO2 kaynağından iki çıkış birden alde etmek istiyorsanız bir ayırma valfi kullanmanız gerekir. İnce ayar vanası ile birlikte kullanılması önerilir.



Tekli konnektör: CO2 tüpleri ile hortumları bağlamakta kullanılır.



İnce ayar vanası: Temel fonksiyonu CO2 çıkışını düzenlemektir. Örneğin bir CO2 kaynağından farklı ihtiyaçları olan akvaryumlara gaz vermek istediğinizde ince ayar vanasını kullanarak bunu yapabilirsiniz.



CO2 Yüksek Basınca Dayanıklı Hortum: Çift kalibrasyonlu CO2 regülatörleri hortumların içinden geçen gazın basıncını düzenleyebilirler. Tek göstergeli olanlarda durum böyle değildir. Bu yüzden sıradan hortumları kullanmak akıllıca olmayacaktır. Tedbir açısından tek veya çift kalibrasyonlu regülatörlerde yüksek basınca dayanıklı hortum kullanmak en iyisidir.



Yukarıda tarif edilenler aşağıda bir şekil ile gösterilmiştir.



Akrilik Tabakalar

Bunları fazlaca açıklamaya gerek yoktur sanırım. Tanklar fotoğraflanırken farklı efektler vermesi için farklı renklerde akrilik tabakalar arka fon olarak kullanılır.



Kaynak

Monday, August 4, 2008

Fern

Su Fern'i ve Aydınlatma Arasındaki İlişki

Bolbitis heudelotii ve Microsorum type yumuşak ışık altında gelişmeye uygundurlar. Bir çoğumuz onların bu yumuşak ışıktan hoşlandığını düşünürüz. Evet zayıf ışıklı ortamda iyi gelişirler ama çiçek açmalarını isterseniz yeterli aydınlatmayı ihmal etmemeniz gerekir. Sudaki ve karadaki fern'lerin çoğu yumuşak güneş ışığından hoşlanır ama ortama kolayca adapte olabilirler. Bir su fern'inin su yüzeyine yakın yaşayıp yaşamadığını şeklinden anlayabilirsiniz. Su yüzeyine yakın yaşamış olanların sapları kalın ve kısa, yaprakları ise uzun ve dardır. Renkleri çimeni andıran yeşildir. Eğer çiçeklikte ve parlak olmayan ışık altında yetişmişlerse yaprakları dev gibi kocaman olur ve renkleri de koyu yeşildir. Su altı peyzajı için bu iki türün karışımı kullanılır. Hızlı gelişen bitkilerin ışık ihtiyaçlarını karşılamamız gereklidir. Zemin olarak suya dayanıklı ağaç köklerini kullanabiliriz. Bitki gövdelerinden su yüzeyinde açan çiçekler olduğunda onlar kökler üzerine düşen ışığı kesecekler ve yeşil bitkiler için uygun ışık ortamını sağlayacaklardır.



Su Fern'i için diğer zorunlu kriterler

Bolbitis heudelotii ve Microsorum type için CO2 ve su hareketliliği diğer iki gerekli etkendir. Eğer bu bitkilerin gövde ve köklerine bakarsanız su dışında yetişenler kadar sert olduklarını görürsünüz, bu yüzden yeterli CO2 ve hareketli su altında yetişmeye daha uygundurlar. Su akışının az olması durumda canlılıklarını yitireceklerdir.

Bolbitis heudelotii ve Microsorum type üzerinde sakal yosunu oluşması; CO2 içeriğinin az olduğunun, sudaki organik fosfat ve nitrat gibi besinlerin çok fazla olduğunun ve su akıntısının ise az olduğunun anlaşılmasını sağlar. Bunun üstesinden gelmek için ilk olarak etkilenmiş yaprakları kesmeli, balık sayısını azaltmalı ve yemleme sıklığını ve miktarını azaltmalısınız. Eğer sıcaklık 28ºC'nin üzerindeyse su kalitesini yükseltmek için su değiştirme sıklığını arttırabilirsiniz. Ölü balıkları ve çürümüş yaprakları akvaryumdan çıkartmak onların bileşenlerine ayrılmasını önleyecektir. Bu da bakteri sisteminin yükünü azaltacaktır. Bunlar sakal yosunu ile mücadele için gerekli adımlardır. Su fern'i ve diğer yeşil bitkiler düşük sıcaklıklardan (22-24ºC), yüksek CO2 içeriğinden ve hızlı akan sulardan hoşlanırlar. Eğer su fern'i veya başka yeşil bitkileri yaz aylarında yetiştirmek istiyorsanız yüksek sıcaklığı önlemeli, CO2 miktarını ayarlamalı ve su kalitesini kararlı hale getirmelisiniz.



Su Fern'i Nasıl Bağlanır

Su fernlerinin çoğunun karakteristiği kayalara ya da diğer bitkilere tutunmaları ve buradan ilerlemeleridir. Biz de onların doğal ortamlarını taklit etmek için kaya veya köklere bağlayıp gelişmelerine izin verebiliriz. Bu teknik su altı peyzajında çokça kullanılan bir tekniktir. Fern'i kaya ya da köklere bağladığımızda kökleri için alanlar bırakmalı ve gelişmelerine olanak tanımalıyız. Bahçe malzemesi satan yerlerde bulunan telden ağları da bitkileri sabitlemek için kullanabilirsiniz. Bir kere kökler tutunduğunda telleri açarak tankınızın içinde daha doğal bir yaşam alanı oluşturabilirsiniz.

Kaynak

Moss

Gelişme Gereksinimleri

Bir çok sucul bitkinin arasından akvaryuma uyum sağlamış bitkilerden biridir moss. Işık, CO2 ve gübreleme konularında müşkülpesent değildir. Farklı çevre koşullarında farklı şekiller gösterirler. Düşük ışık, CO2 ve az besin aldıkları ortamlarda ayrık ve büyük yapraklı olurlar. Yapraklarının rengi açık yeşile döner. Işık güçlü olduğunda ise daha kısa ve koyu yeşil renkli yapraklar çıkartırlar. Genellikle moss için en uygun aydınlatma T8 floresanlarıyla yapılabilir.

Moss hem bir çok çeşitinin olmasından hem de kolay gelişebilir olmasından dolayı su altı peyzajında sıklıkla kullanılır. Suya dayanıklı ağaç köklerine ince ipliklerle bağlanmaları gerekir. Bir süre sonra moss hızla gelişecek ve kökün tüm yüzeyini kaplayacaktır. Yine de bu süreci daha da kolaylaştırmak için moss'ları köklerin ya da kayaların yüzeyine seyrek bir şekilde bağlamak iyi olacaktır. Bunun yanında, başka yavaş büyüyen bitkiler gibi yüksek sıcaklık altında iyi gelişemeyecektir. Bu yüzden sıcaklığın 26C civarında olması önerilmektedir. Eğer sıcaklık 30C'yi aşarsa moss büyümesini durduracaktır.

Pamuk ipliği seçimi

Bu işin üzerinden daha ucuz bir şekilde gelmek için siyah, koyu yeşil ve/veya koyu kahverengi renkli olanları tercih etmelisiniz. Sadece moss'ları tutturmak için üretilmiş ve bir süre sonra çözünen özel pamuk iplikleri de marketlerde satılmaktadır. Moss bir kere yeni ortamına uyum sağladığında çabucak yer yana yayılacak ve kök veya kaya üzerinde güzel bir görüntüsü olacaktır.


Kaynak

Riccia

Gelişme Gereksinimleri

Riccia kaya ve köklere sıkıca tutunan ve hızlı gelişen bir bitkidir. Bu yüzden sıradan akvaryum bitkilerine göre daha fazla ışığa, CO2'ye ve gübrelemeye ihtiyaç duyar. Dengeli bir tankta riccia'nın üzerinde fotosentez sonucu oluşan küçük elmas gibi görüntüleri görebilirsiniz. Yani eğer riccia hızlı gelişiyorsa bu su kalitesinin iyi olduğunu ve CO2 kaynağının yeterli olduğunu gösterir. Tersi durumda ise bu iki etkenin uygun olmadığı anlaşılır.

Riccia'nın görsel güzelliğinin ötesine giden yararları vardır. Sudaki CO2 ve diğer besinlere ihtiyaç duyduğundan alg patlamasının önüne geçer. Alglerin ihtiyaç duyacağı besinler riccia tarafından zaten tüketilmiş olacaktır. Bu sayede algler genellikle yeterli besini bulamadıklarından akvaryumdan kaybolacaklardır.


Riccia'yı kaya veya köklere bağlamak

Çoğu kişi riccia'yı kaya veya köklere bağlamayı tercih eder. Bunu yaparken dikkat edilmesi gereken nokta yüzeyin seyrek bir şekilde kaplanmasını sağlamaktır. Bundan sonra mümkün olan en ince misina kullanılarak köke bağlanmalıdır. Riccia'yı kayalara tutturmak için saç filesi de kullanılabilir. Zamanla riccia kayaları veya kökleri kaplayacak ve akvaryumdaki en fantastik baş aktör olacaktır.


Kaynak

ADA 2008 sonuçları açıklandı

Dünyanın en prestijli akvaryum yarışmalarından biri olan ADA 2008 sonuçları açıklandı. 47 ülkeden 1170 kişinin katıldığı yarışmaya Türkiye'den 6 katılım olmuş. Pek de parlak olmayan sıralamalarımız şöyle:


  • 607 - Özer Tutku
  • 789 - Mustafa Erdoğar
  • 1103 ve 1140 - Hakan Karataş
  • 1113 - Emre Özdil
  • 1152 - Murat Sağdıç
Diğerlerini bilmiyorum ama Mustafa Erdoğar'ın tankı benim çok beğendiğim bir tanktı.

Akvaryum Aydınlatması

Bitkilerin gelişimlerini desteklemek için yeterli aydınlatma yapılmalıdır. Doğadaki bitkilerin büyük çoğunluğu fotosenteze bağımlıdır. Bu sucul bitkiler için de böyledir. Uygun spekturm çoğu kez gözlenebilir ama gözle görünmeyen (UV ev IR gibi) başka etmenler de vardır.

Doğru tipte bir ışıklandırma satın alabilmeniz düzenlemenizde kullanacağınız bitki çeşitlere bağlıdır. Çünkü çok fazla veya çok az ışığın eşit derecede istenmeyen etkileri olacaktır. Gereğinden az ışık bitkilerin gövdelerinin uzamasına, gereğinden fazla ışığın ise bitkilerin solmasına yol açan alg patlaması ve sıcaklık yükselmesi gibi etkileri olur.

En çok kullanılan ışıklandırma seçenekleri floresanlar ve metal halide HQI'lardır.

Floresan Aydınlatması

FL iki ucundan bağlı ince bir tüptür. T8 ile T5'i ayıran tüpün çapıdır.

T8 evde kullanılan tipik aydınlatma aracıdır. Sucul bitkiler için uygun olan versiyonları da vardır.

T5 T8'den çap olarak daha küçük olmasına rağmen aynı parlaklığı sağlar. Çağın küçük olması aynı alana daha fazla T5 yerleştirilebileceği anlamına gelir. Bu lambaların iki türü vardır; HE(yüksek ferformans) ve HQ(yüksek verim).




PL genellikle yemek çubuğu lambası olarak anılır ve başka tip bir floresan ışığıdır. Ya bir birine paralel iki floresanın ya kaynaştırılmasından ya da U-şeklinde bir floresandan oluşur. Tek bir bağlantı noktaları vardır ve çıkışı ve performansı normal floresanları gölgede bırakır.




Metal halide HQI

Metal halide aydınlatması spekturmun tamamına en yakın aydınlatmadır. Bunun yanında ışık üretme yeteneği azdır ve diğerlerine göre daha fazla sıcaktır.

Renk Sıcaklığı




Renk sıcaklığı; parlaklıktan algılanan renktir. Birimi K(Kelvin)'dir. Genellikle 5500K ile 8000K arasında değişir. Kelvin değeri azaldıkça lambanın rengi sarıya, arttıkça maviye doğru döner.

Işıklandırma

Sucul bitkiler biyolojik saatlerinin ritmlerine dayalı olarak gelişirler. Gündüzleri aktif, geceleri pasif durumda olurlar. Güneş ışığıyla başlayan fotosentez güneş batana kadar durmaz. Aydınlatmanın yeterli kullanımı bu süreci zenginleştirir ve bitkilerin sağlıklı gelişimini sağlar. Bitkiler gece pasif duruma geçmişlerse (bu genellikle yapraklarını kapamalarıyla olur) çok güçlü ışıkla bile tekrar aktif olmayabilirler. Hızlı büyüyen bitkiler yavaş gelişenlere oranla daha fazla aydınlatma zamanına ihtiyaç duyarlar. Günlük 10 saat aydınlatma en iyisidir.

Aydınlatma kalitesi ve bitkilerin gelişimine etkisi

Fotosentez ışığın farklı dalga boylarında eşit olarak gerçekleşen bir olay değildir. Farklı renkte ışıkların bitkiler üzerinde farklı etkileri olur. Örneğin; kırmızı renkli bitkiler ultra viyoleye çok yakın olan mavi spekturmu daha fazla kabul ederler. Bu tip aydınlatma uygun besinlerle birleştirildiğinde kırmızı bitkileri çok göz alıcı hale getirecektir. Floresan lambalar dengeli spekturm dağılımı olmayan bitkiler için kullanılırlar. Yoğunlukları da zamanla azalacaktır. Bu bitkilerin daha yavaş gelişmelerinden ve daha az renkli hale gelmelerinden anlaşılabilir. Bu süreçte bitkiler daha az gelişirken kullanılmayan besinler farklı ışık ihtiyaçları olan yosunlar tarafından kullanılırlar. Bu yüzden lambaların düzenli değişimleri bitki gelişimine etkilerini garanti altına almış olur. Floresan lambalar her üç ayda bir, daha yüksek verimli T5'ler ise altı ayda bir değiştirilmelidir.

Aydınlatma Miktarı

Elimizde bir tankın sahip olması gereken lamba miktarını belirleyen kurallar yoktur. Bazıları 1 litre su için 1 W ışık kullanılması gerektiğini söylerler. Bu hesaba göre 100 litre bir tankta 100W ışığa ihtiyaç duyulur. Ama her tankın su derinliği ve içindeki bitkinin cinsi ve yoğunluğu farklıdır. Bu yüzden kendi tankınız için doğru miktarı ancak deneme yanılma yöntemiyle bulabilirsiniz. Genellikle hızlı gelişen bitkiler litreye 1 W'tan daha fazlasını isteyeceklerdir. Derin ve hızlı gelişen bitkileri fazlaca ihtiva eden tanklarda bu oran 1.5'den 1.7'ye kadar değişebilir. Yani 100 litrelik bir tankta 150W veya daha fazlasına ihtiyaç duyulabilir.

Nüfuz Etme

Nüfuz etme ile kastedilen şey ışığın suyun içerisine girmesi ve bu yüzden suyun derin bölgelerinde parlaklığın azalmasıdır. Farklı lümenlerin farklı nüfuz edişleri olacaktır, en zayıf olanı kırmızı ışıktır. Derin denizlerde kırmızı ışığın aşağı inmesi mümkün olmadığından sadece mavi ışık görünür. Farklı aydınlatma ekipmanlarının farklı nüfuz etme güçleri vardır.

Kaynak