Monday, August 4, 2008

Moss

Gelişme Gereksinimleri

Bir çok sucul bitkinin arasından akvaryuma uyum sağlamış bitkilerden biridir moss. Işık, CO2 ve gübreleme konularında müşkülpesent değildir. Farklı çevre koşullarında farklı şekiller gösterirler. Düşük ışık, CO2 ve az besin aldıkları ortamlarda ayrık ve büyük yapraklı olurlar. Yapraklarının rengi açık yeşile döner. Işık güçlü olduğunda ise daha kısa ve koyu yeşil renkli yapraklar çıkartırlar. Genellikle moss için en uygun aydınlatma T8 floresanlarıyla yapılabilir.

Moss hem bir çok çeşitinin olmasından hem de kolay gelişebilir olmasından dolayı su altı peyzajında sıklıkla kullanılır. Suya dayanıklı ağaç köklerine ince ipliklerle bağlanmaları gerekir. Bir süre sonra moss hızla gelişecek ve kökün tüm yüzeyini kaplayacaktır. Yine de bu süreci daha da kolaylaştırmak için moss'ları köklerin ya da kayaların yüzeyine seyrek bir şekilde bağlamak iyi olacaktır. Bunun yanında, başka yavaş büyüyen bitkiler gibi yüksek sıcaklık altında iyi gelişemeyecektir. Bu yüzden sıcaklığın 26C civarında olması önerilmektedir. Eğer sıcaklık 30C'yi aşarsa moss büyümesini durduracaktır.

Pamuk ipliği seçimi

Bu işin üzerinden daha ucuz bir şekilde gelmek için siyah, koyu yeşil ve/veya koyu kahverengi renkli olanları tercih etmelisiniz. Sadece moss'ları tutturmak için üretilmiş ve bir süre sonra çözünen özel pamuk iplikleri de marketlerde satılmaktadır. Moss bir kere yeni ortamına uyum sağladığında çabucak yer yana yayılacak ve kök veya kaya üzerinde güzel bir görüntüsü olacaktır.


Kaynak

Riccia

Gelişme Gereksinimleri

Riccia kaya ve köklere sıkıca tutunan ve hızlı gelişen bir bitkidir. Bu yüzden sıradan akvaryum bitkilerine göre daha fazla ışığa, CO2'ye ve gübrelemeye ihtiyaç duyar. Dengeli bir tankta riccia'nın üzerinde fotosentez sonucu oluşan küçük elmas gibi görüntüleri görebilirsiniz. Yani eğer riccia hızlı gelişiyorsa bu su kalitesinin iyi olduğunu ve CO2 kaynağının yeterli olduğunu gösterir. Tersi durumda ise bu iki etkenin uygun olmadığı anlaşılır.

Riccia'nın görsel güzelliğinin ötesine giden yararları vardır. Sudaki CO2 ve diğer besinlere ihtiyaç duyduğundan alg patlamasının önüne geçer. Alglerin ihtiyaç duyacağı besinler riccia tarafından zaten tüketilmiş olacaktır. Bu sayede algler genellikle yeterli besini bulamadıklarından akvaryumdan kaybolacaklardır.


Riccia'yı kaya veya köklere bağlamak

Çoğu kişi riccia'yı kaya veya köklere bağlamayı tercih eder. Bunu yaparken dikkat edilmesi gereken nokta yüzeyin seyrek bir şekilde kaplanmasını sağlamaktır. Bundan sonra mümkün olan en ince misina kullanılarak köke bağlanmalıdır. Riccia'yı kayalara tutturmak için saç filesi de kullanılabilir. Zamanla riccia kayaları veya kökleri kaplayacak ve akvaryumdaki en fantastik baş aktör olacaktır.


Kaynak

ADA 2008 sonuçları açıklandı

Dünyanın en prestijli akvaryum yarışmalarından biri olan ADA 2008 sonuçları açıklandı. 47 ülkeden 1170 kişinin katıldığı yarışmaya Türkiye'den 6 katılım olmuş. Pek de parlak olmayan sıralamalarımız şöyle:


  • 607 - Özer Tutku
  • 789 - Mustafa Erdoğar
  • 1103 ve 1140 - Hakan Karataş
  • 1113 - Emre Özdil
  • 1152 - Murat Sağdıç
Diğerlerini bilmiyorum ama Mustafa Erdoğar'ın tankı benim çok beğendiğim bir tanktı.

Akvaryum Aydınlatması

Bitkilerin gelişimlerini desteklemek için yeterli aydınlatma yapılmalıdır. Doğadaki bitkilerin büyük çoğunluğu fotosenteze bağımlıdır. Bu sucul bitkiler için de böyledir. Uygun spekturm çoğu kez gözlenebilir ama gözle görünmeyen (UV ev IR gibi) başka etmenler de vardır.

Doğru tipte bir ışıklandırma satın alabilmeniz düzenlemenizde kullanacağınız bitki çeşitlere bağlıdır. Çünkü çok fazla veya çok az ışığın eşit derecede istenmeyen etkileri olacaktır. Gereğinden az ışık bitkilerin gövdelerinin uzamasına, gereğinden fazla ışığın ise bitkilerin solmasına yol açan alg patlaması ve sıcaklık yükselmesi gibi etkileri olur.

En çok kullanılan ışıklandırma seçenekleri floresanlar ve metal halide HQI'lardır.

Floresan Aydınlatması

FL iki ucundan bağlı ince bir tüptür. T8 ile T5'i ayıran tüpün çapıdır.

T8 evde kullanılan tipik aydınlatma aracıdır. Sucul bitkiler için uygun olan versiyonları da vardır.

T5 T8'den çap olarak daha küçük olmasına rağmen aynı parlaklığı sağlar. Çağın küçük olması aynı alana daha fazla T5 yerleştirilebileceği anlamına gelir. Bu lambaların iki türü vardır; HE(yüksek ferformans) ve HQ(yüksek verim).




PL genellikle yemek çubuğu lambası olarak anılır ve başka tip bir floresan ışığıdır. Ya bir birine paralel iki floresanın ya kaynaştırılmasından ya da U-şeklinde bir floresandan oluşur. Tek bir bağlantı noktaları vardır ve çıkışı ve performansı normal floresanları gölgede bırakır.




Metal halide HQI

Metal halide aydınlatması spekturmun tamamına en yakın aydınlatmadır. Bunun yanında ışık üretme yeteneği azdır ve diğerlerine göre daha fazla sıcaktır.

Renk Sıcaklığı




Renk sıcaklığı; parlaklıktan algılanan renktir. Birimi K(Kelvin)'dir. Genellikle 5500K ile 8000K arasında değişir. Kelvin değeri azaldıkça lambanın rengi sarıya, arttıkça maviye doğru döner.

Işıklandırma

Sucul bitkiler biyolojik saatlerinin ritmlerine dayalı olarak gelişirler. Gündüzleri aktif, geceleri pasif durumda olurlar. Güneş ışığıyla başlayan fotosentez güneş batana kadar durmaz. Aydınlatmanın yeterli kullanımı bu süreci zenginleştirir ve bitkilerin sağlıklı gelişimini sağlar. Bitkiler gece pasif duruma geçmişlerse (bu genellikle yapraklarını kapamalarıyla olur) çok güçlü ışıkla bile tekrar aktif olmayabilirler. Hızlı büyüyen bitkiler yavaş gelişenlere oranla daha fazla aydınlatma zamanına ihtiyaç duyarlar. Günlük 10 saat aydınlatma en iyisidir.

Aydınlatma kalitesi ve bitkilerin gelişimine etkisi

Fotosentez ışığın farklı dalga boylarında eşit olarak gerçekleşen bir olay değildir. Farklı renkte ışıkların bitkiler üzerinde farklı etkileri olur. Örneğin; kırmızı renkli bitkiler ultra viyoleye çok yakın olan mavi spekturmu daha fazla kabul ederler. Bu tip aydınlatma uygun besinlerle birleştirildiğinde kırmızı bitkileri çok göz alıcı hale getirecektir. Floresan lambalar dengeli spekturm dağılımı olmayan bitkiler için kullanılırlar. Yoğunlukları da zamanla azalacaktır. Bu bitkilerin daha yavaş gelişmelerinden ve daha az renkli hale gelmelerinden anlaşılabilir. Bu süreçte bitkiler daha az gelişirken kullanılmayan besinler farklı ışık ihtiyaçları olan yosunlar tarafından kullanılırlar. Bu yüzden lambaların düzenli değişimleri bitki gelişimine etkilerini garanti altına almış olur. Floresan lambalar her üç ayda bir, daha yüksek verimli T5'ler ise altı ayda bir değiştirilmelidir.

Aydınlatma Miktarı

Elimizde bir tankın sahip olması gereken lamba miktarını belirleyen kurallar yoktur. Bazıları 1 litre su için 1 W ışık kullanılması gerektiğini söylerler. Bu hesaba göre 100 litre bir tankta 100W ışığa ihtiyaç duyulur. Ama her tankın su derinliği ve içindeki bitkinin cinsi ve yoğunluğu farklıdır. Bu yüzden kendi tankınız için doğru miktarı ancak deneme yanılma yöntemiyle bulabilirsiniz. Genellikle hızlı gelişen bitkiler litreye 1 W'tan daha fazlasını isteyeceklerdir. Derin ve hızlı gelişen bitkileri fazlaca ihtiva eden tanklarda bu oran 1.5'den 1.7'ye kadar değişebilir. Yani 100 litrelik bir tankta 150W veya daha fazlasına ihtiyaç duyulabilir.

Nüfuz Etme

Nüfuz etme ile kastedilen şey ışığın suyun içerisine girmesi ve bu yüzden suyun derin bölgelerinde parlaklığın azalmasıdır. Farklı lümenlerin farklı nüfuz edişleri olacaktır, en zayıf olanı kırmızı ışıktır. Derin denizlerde kırmızı ışığın aşağı inmesi mümkün olmadığından sadece mavi ışık görünür. Farklı aydınlatma ekipmanlarının farklı nüfuz etme güçleri vardır.

Kaynak

CO2 Bağlantısı

Bir süredir akvaryum.com'da yayınladığım çevirilerimin bazılarını blog'a taşımaya karar verdim. Umarım okuyan, faydalanan olur.

Bitkili akvaryumların en fazla ihtiyaç duyduğu şey belki de CO2'dir. Çünkü bitkilerin gelişmek için fotosenteze ihtiyaçları vardır ve sucul bitkilerin çoğunun bu süreci gerçekleştirmek için suda çözünmüş CO2'ye ihtiyaçları vardır. Doğada CO2 su, yağmur ve havayla birlikte akar. Aslında dalgalı su bitkilere ihtiyaçları olan CO2'yi ulaştırmaya yardımcı olur. Halbuki tanklarda havadan CO2 geçişi en düşük seviyededir hatta havayla temas bile son derece kısıtlıdır. Bir kere CO2 seviyesi azalmaya başladı mı bitkiler daha yavaş gelişmeye başlayacaklardır. Bu yüzden tanka gerektiği kadar CO2 ilave etmemiz gerekir.

En yaygın CO2 ekleme yöntemi tüplü sistemlerdir. Yaklaşık 70 bar'lık bir basınçla CO2 gazı tüpün içine sıvı olarak sıkıştırılır. Regülatörler vasıtasıyla CO2 suya karıştırılır. CO2 tüpleriyle birlikte kullanılan bir çok aksesuar bulunmaktadır. Bu yazıda gazı israf etmeden bu malzemelerin nasıl uygun bir şekilde bağlanması gerektiğini anlatmaya çalışacağım.

CO2 tüpleri piyasadan metal, paslanmaz çelik veya aliminyumdan yapılmış olarak satın alınabilir. ilk iki tip tüp daha ağır olur ve düzenli bakılmazsa paslanabilir. Aliminyum olanları biraz daha pahalı olmasına rağmen daha hafif olur ve paslanmaz.

Hem tek hem de çift göstergeli modellerde regülatörler bulunur. Tek göstergeli olanlarda basınç düzenleyici çoğunlukla bulunmaz. Göstergede sadece tüpün içindeki gazın basıncı görünür. İki göstergeli olanlarda ise hem tüpün içindeki basıncı hem de akvaryuma giden gazın basıncını görmek mümkündür. İki göstergeli modellerde bulunan basınç düzenleyici ile tüpün içinde bulunan gazın 70 barlık basıncı 4 bar ile difüzöre gönderilecek şekilde düşürülebilir.

Havalı valfler regülatörlerin gücünü kontrol eden cihazlardır. Doğru ya da alternatif akımla çalışabilirler. Alternatif akımla çalışanları daha fazla ısınırlar ve bir kez açılınca içlerinden CO2 geçişine izin verirler. Havalı valf normalde regülatöre bağlanır ve ışıklarla birlikte açılmasını sağlayan bir zamanlayıcı ile kontrol edilir. Gazın basıncı azaltıldıktan sonra bağlanması gerekir aksi halde sızıntı yapabilir. Bu yüzden en iyisi selenoid valfi iki göstergeli regülatöre bağlamaktır.


İnce ayar vanası dışarı çıkan gazın kontrol edilebilmesine izin verir. Regülatör tek başına bu işi yapamayacağından çok küçük miktarda gaz çıkışını ayarlayabilmek için gerekli olan hassas ayar da onun sayesinde yapılır. Bir kabarcık sayacıyla birleştirildiğinde çıkan gazın daha iyi gözlemlenmesini sağlar.

Check valf gazın tek yönlü geçişine izin verdiği gibi tanktaki suyun geriye akmasını da önler.

Kabarcık sayaçları genellikle camdan yapılır. İçine az bir miktar su doldurulabilir. Bu sayede içinden CO2 geçişi olduğunda gaz çıkışı gözlenebilir. Kabarcık sayacıyla ölçülen şeyin geçen gaz miktarı değil sadece gazın ilerleyiş hızı olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Gaz kabarcıkları farklı kabarcık sayaç modellerinde farklı boylarda olabilirler. Difüzörlerin ve CO2 tüplerinin tipleri de kabarcıkların boyunu etkileyecektir.



Difüzörler CO2'yi bitkilerin özümseyebilecekleri miktarlarda suya karıştırırlar. Difüzörler gazı o kadar küçük parçalara ayırırlar ki gazın buharlaşması veya yüzeyden kaybolması daha uzun zaman alır. Genellikle seramik plakadan yapılır ve CO2'nin suya geçişini zorlamak için güçlü basınçla birlikte kullanılırlar. Bu yöntemle gaz bir yandan diğer yana sürüklenir ve çok küçük kabarcıklara bölünür. Difüzörler gazın saçılımı ve suya karışımı en fazla olması için tanklarda su akışının aşağıya doğru olduğu derin yerlere yerleştirilirler.


Bağlantı açısından boruların İngiliz sistemine göre mi metrik sisteme göre mi üretildiklerine dikkat edilmelidir. Hong Kong'da üretilen boruların önemli bir çoğunluğu İngiliz sistemine göre imal edilse de metrik sistemle üretilenler de vardır. Almadan önce tedbirli davranıp sormak akıllıca olacaktır. Piyasada farklı tipteki boruları bir birine bağlamak için dönüştürücüler de bulunabilmektedir.

Kaynak


Thursday, July 3, 2008

yüksek sıcaklık ve balıklar

Sıcaklıkların artmasıyla akvaryumda tehlike baş göstermeye başladı. 30 derecenin üzerine çıkan sıcaklıklara dayanamayan pek çok balığımı kaybettim. Hiç neon'um kalmadı. Siyah neonların yarısı gitti. Dört kakadu'nun sadece erkek olanı kaldı. Pek çok kribensis dayanamadı sıcağa.En ucuz soğutucunun 1500ytl civarında olması beni biraz daha verip klima almaya yöneltiyor. Hem böylece ben de serinlerim biraz ;) Bitkiler için de çok iyi olacak ortamın sıcaklığının azalması.

Tuesday, June 17, 2008

fotosentez yeniden

İki hafta kadar önce akvaryumda karbon kaynağı olarak kullandığım Seachem Flourish Excel bitmişti. Ben de akvaryuma bir türlü bir CO2 sistemi kurmadığımdan bitkiler fotosentezi önce azalttılar sonra tamamen durdurdular. Gelişimlerinde de gözle görülür bir duraklama oldu. Bitkilerin ihtiyacı olan hemen hemen her şeyi verdiğim halde fotosentez için gerekli karbon olmadığından akvaryumda işler kötüye gitmeye başlamıştı. Dün otuz.com'dan sipariş ettiğim ürün bugün elime ulaşınca (bu kadar hızlı bir alışveriş sitesi görmedim, arada onu da söyleyeyim) hemen bir doz kullandım ve aradan geçen iki saatte bitkilerim eski güzel günlerdeki gibi fotosenteze başladılar.

En kısa sürede CO2 için tüplü siteme geçmem lazım. Akvaryuma bu kadar para harcadıktan sonra ~200ytl'lik bir şeyi, üstelik bu kadar önemliyken, hala alıp kullanmadığıma inanamıyorum.

Monday, June 16, 2008

yeni bir oyunca daha


Geçenlerde bir PH-metre almış ve başıma iş çıkarmıştım. Şimdi de bir Amonyak Alarmı aldım. Akvaryumumda böyle bir tehlike olmamasına rağmen oyuncak oyuncaktır diyerek aldım. Basit bir şey aslında akvaryum camına içten yapıştırıyorsunuz. Fotoğrafta göründüğü gibi dairenin ortasında ki bölüm hangi rengi gösteriyorsa sistemdeki amonyak o seviyede demek oluyor. Durumlar şöyle: SAFE (<0.02ppm), ALERT (0.05ppm), ALARM (0.2ppm) ve TOXIC (0.5ppm). Bende elbette safe çıktı. İşin iyi tarafı arada bir (böyle bir tehlike olmamasına rağmen) amonyak oranında bir değişiklik var mı diye bakabilmek. Yılda bir değiştirilmesi gerekiyormuş.

Ürünün kullanma talimatlarında 6 ph'ın altında çalıştırın diyor ama bende ph altının altına inmiyor tabiki.

Tuesday, June 3, 2008

pek bir değişiklik yok

Klasik olarak önce tutsun, çoğalsın diye uğraşma; ardından akvaryumdan çıkartıp oh be, yer açıldı diye sevinme. İşte benim akvaryum maceram ;)

Wednesday, May 14, 2008

Yeni balıklar ve bitkiler

Uzunca yazamayacağım ama Ankara'dan yeni balıklar ve bitkiler aldım. Çok güzeller:





Bu da son durum: